
1. Giriş ve Genel Hukuki Çerçeve
Boşanma davası öncesinde veya sırasında eşlerden birinin mal kaçırma amacıyla yaptığı taşınmaz devirleri, Yargıtay uygulamasında temel olarak iki farklı hukuki dayanakla ele alınmaktadır: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 19. maddesi (eski BK m. 18) uyarınca “genel muvazaa” ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 229. maddesi uyarınca “eklenecek değer” kavramı. Yargıtay kararları, bu tür satışların geçerliliğini ve mal paylaşımına dahil edilme usulünü somut olayın özelliklerine ve açılan davanın niteliğine göre belirlemektedir.
2. Satışların Geçerliliği ve Muvazaa İddiası
Yargıtay uygulamasına göre, bir eşin boşanma davasından hemen önce veya dava sırasında taşınmazlarını devretmesi, eğer tarafların gerçek iradesini yansıtmıyorsa ve yalnızca diğer eşin haklarını engelleme amacı taşıyorsa “muvazaalı” (danışıklı) kabul edilir.
Muvazaa Kriterleri: Yargıtay 17. Hukuk Dairesi ve 4. Hukuk Dairesi kararlarında; satışın boşanma davasından çok kısa süre önce veya dava sürerken yapılması, satış bedeli ile taşınmazın gerçek değeri arasındaki fahiş fark, devrin yakın akrabalara (kardeş, enişte, anne vb.) veya yakın arkadaşlara yapılması muvazaanın güçlü delilleri olarak kabul edilmektedir (Yargıtay 17. HD-2017/1923 K, 4. HD-2020/1738, 17. HD-2016/14276).
Geçersizlik: Muvazaa ispatlandığı takdirde, yapılan işlem temelde geçersiz sayılır. Ancak Yargıtay, bu geçersizliğin tapu kaydının tamamen iptali ve eski malik adına tescili şeklinde değil, alacaklı eşin hakkını koruyacak sınırlı bir etkide olması gerektiğini vurgulamaktadır.
3. Satış İptal Edilmeden Değerlerin Mal Paylaşımına Dahil Edilmesi (TMK m. 229)
Yargıtay kararlarında, satışların iptal ettirilmesine gerek kalmaksızın, devredilen taşınmazların değerlerinin mal paylaşımı (katılma alacağı) hesabına dahil edilebileceği açıkça kabul edilmektedir.
Eklenecek Değer Kavramı: TMK m. 229/2 uyarınca, bir eşin diğerinin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirler, tasfiyede “eklenecek değer” olarak dikkate alınır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, bu durumda tapu iptali ve tesciline karar verilemeyeceğini, ancak devredilen malın değerinin mal rejimi sona erdiği anda mevcutmuş gibi hesaba katılacağını belirtmektedir (Yargıtay 4. HD-2011/8323, 8. HD-2016/20857).
Hesaplama Usulü: Bu tür devirlerde, taşınmazın devir tarihindeki nitelikleri esas alınarak tasfiye (karar) tarihindeki sürüm (rayiç) değeri üzerinden hesaplama yapılır (Yargıtay 8. HD-2017/12991, 2. HD-2023/5632
İspat Yükü: Boşanma davasına çok yakın tarihteki devirlerde mal kaçırma kastı karine olarak kabul edilebilmekte ve aksini ispat yükü devreden eşe yüklenmektedir (Yargıtay 8. HD-2018/10352).
4. Tasarrufun İptali ve İİK m. 283/1 Kıyasen Uygulanması
Yargıtay, muvazaa nedeniyle açılan tapu iptal davalarında, mülkiyetin tamamen el değiştirmesi yerine alacaklı eşin alacağını tahsil etmesine yönelik bir çözüm benimsemiştir.
Haciz ve Satış Yetkisi: Eğer davacı eşin bir katkı payı veya katılma alacağı olduğu sabitse, Yargıtay 17. ve 4. Hukuk Daireleri, tapu kaydının iptaline gerek olmaksızın, İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 283/1 maddesinin kıyasen uygulanması gerektiğini belirtmektedir. Bu kapsamda, taşınmazın mülkiyeti üçüncü kişide kalmaya devam eder ancak davacı eşe, hükmedilen alacak miktarıyla sınırlı olarak o taşınmaz üzerinde “haciz ve satış isteme yetkisi” verilir (Yargıtay 17. HD-2015/13050, 4. HD-2013/3286, 17. HD-2018/4903).
Hukuki Yarar Şartı: Bu davanın açılabilmesi için davacı eşin boşanma davası sonucunda kesinleşmiş veya derdest bir alacağının (tazminat, nafaka, katılma alacağı) bulunması şarttır. Alacağın varlığı saptanmadan muvazaa nedeniyle iptal kararı verilemez; bu nedenle mal rejimi davası genellikle “bekletici mesele” yapılır (Yargıtay 17. HD-2017/1923 , HGK-2023/618).
5. Görevli Mahkeme ve Usul
Görev Ayrımı: Genel muvazaa (TBK m. 19) hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davaları genel mahkemelerde (Asliye Hukuk Mahkemesi) görülmelidir. Buna karşılık, mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak davaları Aile Mahkemesi’nin görev alanındadır (Yargıtay 8. HD-2011/3625 4. HD-2020/1290).
Şahsi Hak Niteliği: Katılma alacağı ve katkı payı alacağı “şahsi hak” niteliğinde olup, doğrudan mülkiyet hakkı (ayni hak) vermez. Bu nedenle, mal kaçırma iddiası olsa dahi doğrudan tapu iptali yerine alacağın tahsiline yönelik hüküm kurulması esastır (Yargıtay 17. HD-2016/811).
6. İkincil Kaynaklardan Edinilen Bilgiler İkincil kaynak niteliğindeki kararlar, konuya ilişkin şu ek bağlamları sağlamaktadır:
Boşanma davası sırasında yapılan satışlarda muvazaa iddiası ileri sürüldüğünde, mahkemelerin öncelikle usul eksikliklerini (adres bildirimi, harç tamamlama vb.) incelediği ve bu eksiklikler giderilmeden esasa girilemediği vurgulanmıştır (Yargıtay 4. HD-2021/18247, 8. HD-2015/22053).
Bazı durumlarda, eşin taşınmazı devretmesi “bağış” veya “evlilik birliğini kurtarma amacıyla yapılan karşılıksız kazandırma” olarak nitelendirilirse, bu mal kişisel mal sayılmakta ve mal paylaşımı davasının reddine neden olabilmektedir (Yargıtay HGK-2014/46
Muvazaa iddiasıyla açılan davalarda, davacı eşin mal rejimi tasfiyesinden kaynaklanan haklarından feragat etmesi durumunda, satışın iptali davasında “hukuki yarar” kalmadığı gerekçesiyle davanın reddedildiği görülmektedir (Yargıtay 4. HD-2020/854 ).
Sonuç: Yargıtay uygulamasına göre, boşanma sürecinde mal kaçırmak amacıyla yapılan satışlar muvazaa nedeniyle geçersiz kılınabilir; ancak bu geçersizlik genellikle tapu iptali yerine alacaklı eşe İİK 283/1 uyarınca haciz ve satış yetkisi verilmesi şeklinde uygulanır. Diğer yandan, satış iptal ettirilmeden de TMK 229 uyarınca taşınmazın değeri “eklenecek değer” olarak mal paylaşımı hesabına dahil edilebilir ve bu değer üzerinden nakdi bir alacağa hükmedilebilir. Her iki durumda da davacı eşin somut bir alacağının varlığı ve karşı tarafın mal kaçırma kastının ispatı temel şarttır.

Boşanma davası açılmadan hemen önce yapılan taşınmaz satışı geçerli midir?

Hayır, her durumda geçerli kabul edilmez. Eğer satış, diğer eşin mal paylaşımından doğan haklarını engelleme amacıyla ve gerçek iradeyi yansıtmadan yapılmışsa, Yargıtay uygulamasında muvazaalı işlem olarak değerlendirilir ve hukuki sonuç doğurmaz.
Taşınmaz üçüncü kişiye satıldıysa tapu iptal edilir mi?

Genellikle hayır. Yargıtay, çoğu durumda tapu iptali yerine TMK m.229 kapsamında “eklenecek değer” kabulüyle taşınmazın bedelinin mal paylaşımına dahil edilmesini veya İİK m.283/1 kıyasen uygulanarak haciz ve satış yetkisi verilmesini tercih etmektedir.
Taşınmazın değeri hangi tarihe göre hesaplanır?

Taşınmazın devir tarihindeki nitelikleri, ancak tasfiye (karar) tarihindeki rayiç değeri esas alınır. Bu yöntem, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarıyla kabul edilmiştir.
Mal kaçırma kastını kim ispatlamak zorundadır?

Boşanma davasına çok yakın tarihte yapılan devirlerde mal kaçırma kastı karine olarak kabul edilir. Bu durumda, aksini ispat yükü taşınmazı devreden eşe aittir.
Neden Uzman Avukat Desteği Gerekli?
Boşanma sürecinde mal kaçırma, muvazaa ve mal rejimi tasfiyesi iddiaları; TMK m.229 (eklenecek değer) ile TBK m.19 (muvazaa) ayrımının doğru yapılmasını, davanın Aile Mahkemesi mi yoksa Asliye Hukuk Mahkemesi’nde mi açılacağının isabetle belirlenmesini ve tapu iptali yerine alacak davası ya da İİK 283/1 kıyasen haciz–satış yetkisi gibi doğru hukuki stratejilerin kurulmasını gerektiren, son derece teknik dava türleridir. Yanlış dava türü nedeniyle hukuki yarar yokluğu, hatalı ispat stratejisi, bekletici mesele kararlarının yanlış yönetilmesi veya bilirkişi raporlarına zamanında ve doğru itiraz edilmemesi; yıllarca süren davalara, yüksek harç ve masraflara ve telafisi mümkün olmayan hak kayıplarına yol açabilmektedir. Bu nedenle özellikle İstanbul, Tuzla, Pendik, Kartal, Maltepe, Ataşehir, Kadıköy, Bakırköy, Beşiktaş, Üsküdar gibi büyük ve yoğun yargı çevrelerinde yürütülen boşanma ve mal paylaşımı dosyalarında; Yargıtay içtihatlarına hâkim, aile ve ticaret hukuku bilgisini birlikte kullanan uzman bir avukatla çalışmak hayati önem taşır. Nitekim uygulamada, bu alanda tecrübesiyle öne çıkan 2M Hukuk Avukatlık Bürosu gibi bürolarla hareket edilmesi, sürecin hızlı, güvenli ve hak kaybı yaşanmadan sonuçlanmasını sağlamaktadır.



