
Anlaşmalı boşanma protokolünde yer alan “tarafların birbirinden mal talebi yoktur” şeklindeki ibarelerin mal rejiminin tasfiyesi bakımından bağlayıcılığı ve hukuki niteliği.
1. Genel Hukuki Çerçeve ve Temel İlkeler
Yargıtay kararları uyarınca, anlaşmalı boşanma protokolünde mal rejiminin tasfiyesine ilişkin düzenleme yapılması mümkündür ve buna yönelik bir yasal engel bulunmamaktadır. Ancak, mal rejiminin tasfiyesi boşanmanın fer’i (eki) niteliğinde bir hak değildir. Bu nedenle, tarafların sadece anlaşmalı olarak boşanmış olmaları, aralarındaki mal rejimini de tasfiye ettikleri anlamına gelmez. Protokolde yer alan feragat beyanlarının bağlayıcı olabilmesi için bu beyanların somutlaştırılmış bir hakka yönelik, kayıtsız, şartsız ve hiçbir kuşkuya yer vermeyecek biçimde açık olması gerekmektedir.
2. İfadenin Bağlayıcı Kabul Edildiği Durumlar
Yargıtay, protokoldeki ifadelerin mal rejiminin tasfiyesini kapsadığının “duraksamaya yer vermeyecek şekilde” açık olduğu durumlarda bu beyanları bağlayıcı kabul etmektedir.
Mahkeme İçi İkrar Niteliği: Protokolde yer alan ve duruşmada tutanağa geçirilerek imzalanan “mal rejiminden kaynaklanan alacak talebi yoktur”, “katkı payı ve katılma alacağı talebim yoktur” gibi ifadeler mahkeme içi ikrar ve kesin delil olarak kabul edilmektedir (2. HD-2022/6019, 2. HD-2023/1955 K)
Kapsamlı ve Net Beyanlar: “Tarafların birbirlerinden katkı payı, ziynet eşyası, mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan başkaca herhangi bir hak istemeyecekleri” yönündeki ifadeler, tarafların hür iradeleriyle yapılmış bağlayıcı düzenlemeler olarak görülmektedir (2. HD-2023/7565).
Dürüstlük Kuralı: Protokolde “mal varlığı ile ilgili talebi olmadığını” beyan eden tarafın, boşanma kesinleştikten sonra taşınmaz üzerinden tasfiye talep etmesi “hakkın kötüye kullanılması” ve dürüstlük kuralına aykırılık olarak nitelendirilmektedir (8. HD-2015/21775, 8. HD-2010/4983 ).
Onaylanmış Protokoller: Mahkemece uygun bulunan ve hüküm fıkrasına dahil edilen veya kararın eki sayılan protokollerdeki “başkaca mal talebi yoktur” hükümleri, tarafları bağlamaktadır (2. HD-2022/9474 K, 2. HD-2023/2541).
3. İfadenin Bağlayıcı Kabul Edilmediği Durumlar (Muğlaklık ve Belirsizlik)
Yargıtay’ın birçok dairesi, “mal” tabirinin dar kapsamlı bir kavram olduğunu ve her zaman tüm taşınır/taşınmazları kapsamayabileceğini vurgulamaktadır.
Muğlak ve Genel İfadeler: “Paylaşılacak bir malımız ve eşya talebim yoktur” veya “mali konularda karşılıklı talebimiz yoktur” şeklindeki genel ifadeler, mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan “değer artış payı” veya “katılma alacağı” haklarından feragat edildiği anlamına gelmeyebilir (2. HD-2021/5382 Kaynak, 8. HD-2014/11754).
Fer’i Nitelikteki Taleplerle Sınırlılık: Protokoldeki “maddi talep yoktur” ifadesi, bazen sadece boşanmanın fer’isi olan maddi-manevi tazminat ve nafakaya yönelik bir feragat olarak yorumlanmakta; mal rejimini kapsamadığı kabul edilmektedir (8. HD-2016/2660 ).
Açıkça Sayılma Zorunluluğu: Bazı kararlarda, mal rejiminin tasfiyesine ilişkin anlaşmanın geçerli olabilmesi için tasfiyeye konu malların “tek tek ve ismen sayılmak suretiyle” belirlenmiş olması gerektiği ifade edilmiştir (8. HD-2013/827, 8. HD-2013/12778 K).
Onaylanmayan veya Duruşmada Teyit Edilmeyen Protokoller: Protokolde mal rejimine dair hüküm olsa dahi, bu hüküm duruşmada beyan edilmemişse veya mahkemece onaylanmamışsa bağlayıcı kabul edilmeyebilir (2. HD-2022/10451 K, 8. HD-2018/9159 K).
4. Görüş Ayrılıkları ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Yaklaşımı
Yargıtay daireleri arasında “mal talebi yoktur” ifadesinin kapsamı konusunda görüş ayrılıkları mevcuttur. 8. Hukuk Dairesi’nin bazı kararlarında “mal” kavramının dar yorumlanması gerektiği ve taşınmazları kapsamayacağı savunulurken (8. HD-2012/3587 , Hukuk Genel Kurulu bir kararında “tarafların mal talepleri yoktur” ifadesinin mal rejiminden kaynaklanan alacakları da kapsadığını belirterek yerel mahkemenin ret kararını onamıştır (HGK-2013/185 Ancak HGK’nın daha güncel bir kararında, feragatin “hiçbir duraksamaya yer vermeyecek açıklıkta” olması gerektiği, soyut ve müphem ifadelerin mal rejimini tasfiye etmiş sayılmak için yeterli olmadığı vurgulanmıştır (HGK-2024/7 k).
5. İkincil Kaynaklardan Edinilen Bilgiler
İkincil kaynak niteliğindeki kararlar, protokoldeki belirsizliklerin yargılama sürecindeki diğer delillerle nasıl yorumlandığına dair ek bağlam sunmaktadır
İkincil Kaynak (2. HD-2022/7207 : Protokolde taşınmazlara özgü açık bir ibra olmasa dahi, duruşma tutanağına yansıyan beyanlar ve protokoldeki diğer mali düzenlemeler (ödeme taahhütleri vb.) bir bütün olarak mal rejiminin tasfiye edildiğine dair kesin delil teşkil edebilir.
İkincil Kaynak (2. HD-2024/2137 : Protokolde yer alan “başka bir alacağı ve hakkının olmadığı” şeklindeki feragat beyanları, belirli bir şartın (örneğin taşınmazın satılması) gerçekleşmesine bağlanmışsa, bu şartın dürüstlük kuralına aykırı şekilde engellenmesi durumunda feragat hükmü sınırlı olarak uygulanabilir.
İkincil Kaynak (Silivri Aile Mahkemesi-2020/619 : İlk derece mahkemesi uygulamasında, tarafların duruşmada “katkı payı, katılma alacağı, değer artış payı talebim yoktur” şeklindeki spesifik beyanları, protokolün aynen tasdiki ile birlikte mal rejimi davasını engelleyen kesin bir feragat olarak kabul edilmektedir.
İkincil Kaynak (2. HD-2023/4736 Anlaşmalı boşanma protokolündeki feragat beyanları, karar kesinleşinceye kadar tarafların bu iradeden dönmesi halinde geçerliliğini yitirebilir ve dava çekişmeli boşanmaya dönüşebilir.
Sonuç: Anlaşmalı boşanma protokolündeki “mal talebi yoktur” ifadesi; eğer duruşmada “mal rejimi tasfiyesi, katkı payı veya katılma alacağı” gibi terimlerle somutlaştırılmışsa veya protokolde tasfiyeye konu mallar net bir şekilde belirtilmişse bağlayıcıdır. Ancak ifade soyut, muğlak ve sadece boşanmanın fer’ilerini çağrıştıracak nitelikteyse, mal rejimi tasfiyesi davası açılmasına engel teşkil etmemektedir.

Anlaşmalı boşanmada “mal talebi yoktur” yazıyorsa mal paylaşımı davası açılamaz mı?

Yargıtay’a göre bu ifadenin bağlayıcı olabilmesi için, mal rejiminin tasfiyesini açık, net ve tereddüde yer vermeyecek şekilde kapsaması gerekir. Soyut ve genel ifadeler, sonradan mal paylaşımı davası açılmasına engel olmayabilir.
Hangi ifadeler mal paylaşımı hakkından kesin feragat sayılır?

“Katılma alacağı, katkı payı, değer artış payı talebim yoktur” gibi somut, açık ve duruşmada teyit edilmiş ifadeler Yargıtay tarafından kesin feragat ve mahkeme içi ikrar olarak kabul edilmektedir.
Protokol mahkemece onaylanmadıysa yine de bağlayıcı olur mu?

Hayır. Protokolde mal rejimine ilişkin düzenleme olsa bile, bu beyanlar duruşmada tutanağa geçirilmemiş veya mahkemece onaylanmamışsa, bağlayıcılığı tartışmalı hâle gelir.
Neden Uzman Avukat Desteği Gerekli?
Anlaşmalı boşanma protokollerinde yapılan tek bir cümlelik hata, yıllar sonra yüksek tutarlı mal paylaşımı haklarının tamamen kaybedilmesine yol açabilmektedir. Özellikle Tuzla boşanma avukatı, Tuzla avukat, mal paylaşımı avukatı veya aile avukatı arayan kişilerin büyük kısmı, protokol aşamasında yeterli hukuki destek almadıkları için sonradan geri dönüşü olmayan sonuçlarla karşılaşmaktadır.
Uygulamada En Sık Karşılaşılan Riskler
“Mal talebi yoktur” gibi muğlak ifadelerin kullanılması
Mal rejimi tasfiyesi ile nafaka ve tazminatın karıştırılması
Protokolde katılma alacağı / değer artış payı kavramlarının hiç yer almaması
Duruşmada protokolün aynen teyit edilmemesi
Feragat iradesinin bilinçli ve özgür şekilde açıklanmaması
Bu durumlarda Yargıtay, bazen feragati bağlayıcı kabul ederken bazen de mal paylaşımı davasına izin verebilmektedir. Sonuç, dosyanın nasıl kurgulandığına ve hangi ifadelerin kullanıldığına doğrudan bağlıdır.
Neden Bu Konu Uzmanlık Gerektirir?
Çünkü bu dosyalarda;
Mal rejiminin boşanmanın fer’i mi yoksa bağımsız bir hak mı olduğu,
Feragat beyanının mahkeme içi ikrar sayılıp sayılmayacağı,
“Mal”, “mali talep”, “hak ve alacak” kavramlarının Yargıtay içtihatlarına göre yorumu,
HGK ve daireler arasındaki görüş ayrılıklarının stratejik kullanımı,
Protokol–duruşma tutanağı–hüküm fıkrası arasındaki bağlantının doğru kurulması son derece teknik hukuki değerlendirmeler gerektirir.
İstanbul – Tuzla ve Anadolu Yakası Odaklı Hukuki Destek
İstanbul’da, özellikle Tuzla boşanma avukatı ve Tuzla avukat arayışında olan kişiler için bu tür dosyalarda deneyim belirleyici faktördür. 2M Hukuk Avukatlık Bürosu, İstanbul merkezli olarak Tuzla, Pendik, Kartal, Maltepe, Kadıköy ve Anadolu Yakası’nın diğer önemli ilçelerinde;
Anlaşmalı boşanma protokolü hazırlanması
Mal paylaşımı ve mal rejiminin tasfiyesi
Katılma alacağı ve değer artış payı davaları
Hatalı protokollerden doğan hak kayıplarının önlenmesi konularında Yargıtay içtihatlarına dayalı, stratejik ve koruyucu hukuki danışmanlık sunmaktadır.



