
Bu çalışma, evlilik birliği içerisinde veya sonrasında elde edilen kıdem tazminatı ve emekli ikramiyesinin mal rejimi tasfiyesindeki hukuki niteliği ve paylaşım esaslarına ilişkin Yargıtay kararları doğrultusunda hazırlanmıştır.
1. Kıdem Tazminatının Paylaşım Esasları
Yargıtay kararlarına göre kıdem tazminatı, kural olarak 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 219/1. maddesi uyarınca “çalışmanın karşılığı olan edinimler” kapsamında edinilmiş mal sayılmaktadır. Ancak bu tazminatın tamamı her durumda paylaşıma konu edilmez; çalışılan dönemlerin tabi olduğu mal rejimine göre bir ayrım yapılması zorunludur:
Dönemsel Ayrım: 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi (TKM) dönemine (01.01.2002 öncesi) isabet eden çalışma süresi karşılığında hak edilen kıdem tazminatı “kişisel mal” (TKM m.170, 189) kabul edilir. 01.01.2002 tarihinden sonraki çalışma dönemine isabet eden kısım ise “edinilmiş mal” (TMK m.219/1) grubuna girer.
Oranlama Yöntemi: Eşin çalışma süresi her iki döneme (mal ayrılığı ve edinilmiş mallara katılma rejimi) yayılıyorsa, her bir döneme isabet eden çalışma süresi ve gelir durumu esas alınarak oranlama yapılmalı, kişisel ve edinilmiş mal miktarları ayrı ayrı belirlenmelidir.
Tasfiye Koşulu: Kıdem tazminatının tasfiyeye konu edilebilmesi için mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olması (TMK m.235/1) veya bu tazminat kullanılarak başka bir malvarlığına (taşınmaz, araç vb.) sahip olunmuş olması gerekir.
Ölüm Halinde Durum: Mal rejimi eşlerden birinin ölümüyle sona ermişse, ölen eşin kıdem tazminatının tamamı edinilmiş mal kabul edilir. Bu durumda, mal rejimi sona erdikten sonra kalan bir yaşam süresi olmayacağından TMK m.228/2’deki peşin sermaye değeri hesabı yapılmaz ve tazminatın tamamı artık değer olarak tasfiyeye dahil edilir.
2. Emekli İkramiyesinin Paylaşım Esasları
Emekli ikramiyesi, TMK m.219/2 uyarınca sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumlarınca yapılan ödemeler kapsamında “edinilmiş mal” olarak kabul edilmekle birlikte, tasfiyesinde TMK m.228/2 maddesindeki özel hesaplama yöntemi uygulanır:
Kişisel ve Edinilmiş Mal Ayrımı: Emekli ikramiyesi gibi toptan ödemelerde, ilgili kurumca toplu ödeme yerine ömür boyu irat (maaş) bağlanmış olsaydı, mal rejiminin sona erdiği tarihte bundan sonraki döneme ait iradın peşin sermayeye çevrilmiş değeri ne olacak idiyse, o miktar “kişisel mal” olarak ayrılır. Toplam ödemeden bu kişisel mal miktarı çıkarıldıktan sonra kalan kısım “edinilmiş mal” (artık değer) kabul edilir.
Hesaplama Kriterleri: Bu hesaplama yapılırken TRH 2010 veya PMF yaşam tabloları kullanılarak eşin ortalama bakiye yaşam süresi belirlenir. Mal rejiminin sona erdiği (boşanma dava tarihi) tarihten sonraki döneme isabet eden peşin sermaye değeri kişisel mal sayılarak tasfiye dışı bırakılır.
Zamanlama: Emekli ikramiyesinin mal rejiminin devamı sırasında alınmış olması esastır. Bazı kararlarda, emeklilik tarihinin mal rejiminin sona ermesinden sonraya rastlaması durumunda, diğer eşin bu ikramiye üzerinde hak iddia edemeyeceği belirtilmiştir.
3. OYAK ve Benzeri Kurum Ödemeleri
OYAK gibi kurumlardan alınan emeklilik yardımları, ön birikim fonu rezervleri ve benzeri ödemeler de TMK m.219 ve m.228/2 kapsamında değerlendirilir. Evlilik birliği içinde alınan ve olağan ihtiyaçlar için harcandığı ispatlanan ödemeler tasfiye dışı tutulabilirken, sistemde mevcut olan veya malvarlığına dönüşen kısımlar için yukarıda belirtilen peşin sermaye değeri hesabı yapılarak edinilmiş mal kısmı üzerinden katılma alacağına hükmedilir.
4. İkincil Kaynak Değerlendirmesi
İkincil kaynak niteliğindeki kararlarda şu ek hususlar vurgulanmıştır:
Emekli ikramiyesinin taşınmaz veya araç alımında kullanılması durumunda, bu ödemenin yapıldığı tarih ile malın edinim tarihi arasındaki ilişki incelenmelidir. Hayatın olağan akışına göre, taşınmaz ediniminden kısa süre önce alınan emekli ikramiyesinin alımda kullanıldığı kabul edilmeli ve bu miktar “kişisel mal” veya “edinilmiş mal” ayrımı yapılarak katkı payı/katılma alacağı hesabında dikkate alınmalıdır.
Anlaşmalı boşanma protokollerinde yer alan “mali konularda birbirimizden talebimiz yoktur” şeklindeki genel ifadelerin, mal rejiminin tasfiyesine ve emeklilik ikramiyelerine ilişkin açık bir feragat içermediği sürece bu alacakların talep edilmesine engel teşkil etmeyeceği değerlendirilmektedir.
Mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde alınan emekli ikramiyesi ile bir mal edinilmişse, bu durum “bağışlama” olarak değil, birliğin dayanışması kapsamında yapılan bir katkı olarak görülmeli ve katkı payı alacağı hesaplanırken ikramiyeyi alan eşin kişisel malı olarak hesaba dahil edilmelidir.
Sonuç olarak; hem kıdem tazminatı hem de emekli ikramiyesi evlilik süresine ve tabi olunan mal rejimine isabet eden kısımları oranında paylaşıma (katılma alacağına) konu olur. Kıdem tazminatında 2002 öncesi/sonrası ayrımı yapılırken; emekli ikramiyesinde mal rejiminin sona ermesinden sonraki yaşam süresine isabet eden değerin (kişisel mal) düşülmesi yöntemi uygulanmaktadır.

Kıdem tazminatının tamamı boşanmada paylaşıma girer mi?

Hayır. Kıdem tazminatının tamamı her durumda paylaşıma konu edilmez. Yargıtay uygulamasına göre, tazminatın hangi dönemdeki çalışmaya karşılık kazanıldığı esas alınır. 01.01.2002 öncesine (mal ayrılığı dönemi) isabet eden kısım kişisel mal, bu tarihten sonraki çalışma süresine isabet eden kısım ise edinilmiş mal kabul edilir. Bu nedenle kıdem tazminatında dönemsel oranlama yapılması zorunludur.
Boşanma davasından sonra alınan emekli ikramiyesi paylaşılır mı?

Genel kural olarak hayır. Yargıtay’ın yerleşik kararlarına göre, emeklilik tarihi ve ikramiyenin fiilen alındığı tarih, mal rejiminin sona ermesinden sonraya denk geliyorsa, diğer eş bu ikramiye üzerinde hak iddia edemez. Ancak emekli ikramiyesi, evlilik süresinde alınmış ve malvarlığına dönüştürülmüşse (örneğin taşınmaz alımı), tasfiye hesabına dolaylı olarak dahil edilebilir.
Emekli ikramiyesi hesaplanırken neden “peşin sermaye değeri” düşülüyor?

Çünkü TMK m.228/2 gereğince, emekli ikramiyesi gibi toptan ödemeler, ömür boyu maaş bağlanması varsayımı üzerinden değerlendirilir. Mal rejiminin sona erdiği tarihten sonraki yaşam süresine isabet eden maaşın peşin sermaye değeri, kişisel mal sayılır ve tasfiye dışı bırakılır. Bu yöntem, Yargıtay tarafından hakkaniyete uygun zorunlu bir hesaplama yöntemi olarak kabul edilmektedir.
Anlaşmalı boşanma protokolünde “mali taleplerimiz yoktur” yazıyorsa sonradan tazminat veya ikramiye istenebilir mi?

Evet, mümkündür. Yargıtay kararlarına göre; anlaşmalı boşanma protokollerinde yer alan genel nitelikli “mali konularda talebimiz yoktur” ifadeleri, mal rejimi tasfiyesi, kıdem tazminatı veya emekli ikramiyesi bakımından açık ve bilinçli bir feragat içermedikçe, bu alacakların sonradan talep edilmesine engel değildir. Feragatın geçerli olabilmesi için açık, net ve tereddütsüz olması gerekir.
NEDEN UZMAN AVUKAT DESTEĞİ GEREKLİ?
Kıdem tazminatı ve emekli ikramiyesinin mal rejimi tasfiyesindeki durumu, aile hukukunun en teknik ve hata kaldırmayan alanlarından biridir.
Bu dosyalarda;
2002 öncesi / sonrası çalışma sürelerinin doğru ayrılması
TRH 2010 veya PMF yaşam tablolarına göre peşin sermaye değeri hesabı
Kişisel mal – edinilmiş mal ayrımının hatasız yapılması
Yargıtay’ın sürekli değişen içtihatlarının yakından takip edilmesi zorunludur. Yanlış yapılan bir hesaplama veya eksik bir talep, telafisi mümkün olmayan hak kayıplarına yol açabilmektedir.
Bu nedenle özellikle İstanbul, Tuzla ve Anadolu Yakası’nda görülen mal rejimi tasfiyesi davalarında, sürecin başından itibaren uzman bir aile hukuku avukatıyla çalışılması büyük önem taşır.
İstanbul – Tuzla – Anadolu Yakası’nda Mal Rejimi ve Tasfiye Davalarında Hukuki Destek
İstanbul Anadolu Adliyesi başta olmak üzere Tuzla, Kartal, Pendik, Maltepe ve çevre ilçelerde görülen boşanma ve mal rejimi tasfiyesi davalarında, teknik hesaplama ve Yargıtay içtihatlarına dayalı savunma belirleyici rol oynamaktadır.
Bu alanda yoğun tecrübeye sahip olan 2M Hukuk Avukatlık Ofisi;
Kıdem tazminatı ve emekli ikramiyesi kaynaklı tasfiye davaları
Katılma alacağı ve katkı payı alacağı hesaplamaları
Bilirkişi raporlarına itiraz ve rapor denetimi
Anlaşmalı boşanma sonrası açılan mal rejimi davaları konularında sonuç odaklı ve titiz hukuki danışmanlık sunmaktadır.



