
1. Boşanmada Şirket Hisselerinin Hukuki Niteliği ve Paylaşım Esasları
Yargıtay kararlarına göre, evlilik birliği içinde edinilen şirket hisseleri kural olarak “edinilmiş mal” sayılır (TMK m. 219). Bir eşin sahip olduğu şirket hisselerinin kişisel mal olduğu ispatlanamadığı sürece, bu hisseler üzerinde diğer eşin artık değerin yarısı oranında katılma alacağı hakkı bulunmaktadır (TMK m. 222, 236/1). Şirket hisselerinin paylaşımında temel kural, şirketin kendisinin veya hisselerin aynen bölünmesi değil, talep edilen hakkın “parasal bir alacak” (katılma alacağı) olmasıdır. Alacaklı eşe tanınan hak şahsi bir alacak hakkı olup, mülkiyet veya ayni hak talebi söz konusu olamaz; ancak borçlu eşin rızasıyla ödeme ayın (hisse devri) olarak da yapılabilir (TMK m. 239/1).
2. Boşanmada Kişisel Mal ve Edinilmiş Mal Ayrımı
Evlilik Öncesi ve Karşılıksız Edinmeler: Evlilikten önce edinilen veya miras/bağış gibi karşılıksız kazandırma yoluyla geçen hisseler “kişisel mal” kabul edilir. Kişisel mal niteliğindeki hisselerin ana değeri üzerinde diğer eşin alacak hakkı bulunmamaktadır.
Kişisel Malın Geliri: Aksi kararlaştırılmadıkça, kişisel mal niteliğindeki şirket hisselerinden elde edilen kâr payları (temettü), gelirler ve bu gelirlerin yatırıma dönüştürülmüş halleri “edinilmiş mal” sayılır ve tasfiyeye konu edilir.
Sermaye Artırımları: Evlilik birliği içinde yapılan sermaye artırımlarının, aksi ispat edilmedikçe edinilmiş mallardan karşılandığı kabul edilir. Bu durumda, sermaye artışı oranında bir katılma alacağı hesaplanması gerekir.
3. Şirket Değerinin Tespiti ve Hesaplama Yöntemi
Şirket hisselerinin değer tespiti, mal rejiminin sona erdiği andaki (boşanma dava tarihi) durumuna göre, tasfiye (karar) tarihindeki sürüm (rayiç) değerleri esas alınarak yapılır. Değerleme yapılırken şu kriterler göz önünde bulundurulur:
Şirketin bilanço değerleri, varlık ve sermaye yapısı, öz kaynakları.
Sektörün konumu, büyüme hızı ve şirketin pazar payı.
Kullanılan teknoloji, makine-teçhizat durumu ve AR-GE faaliyetleri.
Müşteri portföyü, organizasyon yapısı ve yönetim kadrosu.
Geleceğe ilişkin nakit akışları, kâr potansiyeli ve kâr dağıtım politikaları.
Ekonominin genel arz-talep kuralları ve genel gidişatı.
Hesaplamada, belirlenen sürüm değeri üzerinden TÜFE (Tüketici Fiyat Endeksi) kullanılarak karar tarihine en yakın güncel değer bulunur. Bu değerden şirkete ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan “artık değerin” yarısı üzerinden katılma alacağı hesaplanır.
4. Bilirkişi İncelemesi Zorunluluğu
Şirket hisselerinin değerinin tespiti teknik bir konu olduğundan, mahkemelerin uzman bilirkişi heyetinden rapor alması zorunludur. Bu heyet genellikle mali müşavirler, şirket değerleme uzmanları, iktisatçılar ve hukukçulardan oluşur. Bilirkişiler, şirket defterleri, bilançolar, kâr-zarar cetvelleri ve ticaret sicil kayıtları üzerinde detaylı inceleme yaparak; kârın sermayeye eklenip eklenmediğini, dağıtılmayan kâr paylarını ve şirketin reel piyasa değerini saptamakla yükümlüdür.
5. İkincil Kaynaklardan Edinilen Bilgiler
Aşağıdaki hususlar, karar metinlerinde sınırlı bilgi bulunması nedeniyle ikincil kaynaklar üzerinden değerlendirilmiştir:
Ticari Uyuşmazlıklarla Bağlantı: Şirket ortaklığından çıkarma veya miras ortaklığı gibi ticari davalarda, aile mahkemelerinde devam eden mal rejimi tasfiyesi davaları bekletici mesele yapılabilmekte veya bu davalardaki değer tespitleri (gayrimenkul rayiçleri gibi) ticari uyuşmazlıklara veri sağlayabilmektedir.
Hisse Oranlarına Etki: Vefat durumunda sağ kalan eşin mal rejimi alacağı, miras payından önce değerlendirilmekte ve bu durum şirketin ortaklık yapısını veya hisse oranlarını dolaylı olarak etkileyebilmektedir.
Muvazaalı Devirler: Eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla şirket hisselerini üçüncü kişilere (örneğin kardeşine) devretmesi durumunda, bu devirler “eklenecek değer” olarak tasfiye hesabına dahil edilmektedir.
Sonuç: Şirket hisseleri boşanmada fiziki olarak paylaştırılmaz; hisselerin mal rejiminin sona erdiği tarihteki durumu esas alınarak, karar tarihine en yakın piyasa değeri üzerinden hesaplanan bedelin yarısı “katılma alacağı” olarak diğer eşe nakden ödenir. Bir makale önerisi.

Boşanmada şirket hisseleri eşler arasında aynen bölünür mü?

Hayır. Yargıtay’ın istikrarlı uygulamasına göre, şirket hisseleri boşanmada aynen bölünmez veya devredilmez. Paylaşım, hisselerin mülkiyeti üzerinden değil; parasal değerleri üzerinden katılma alacağı şeklinde yapılır. Diğer eş, şirket ortağı sıfatı kazanamaz; yalnızca artık değerin yarısı oranında şahsi alacak hakkına sahip olur.
Evlilikten önce kurulan şirketteki hisseler de paylaşıma girer mi?

Genel kural olarak hayır. Evlilikten önce edinilen şirket hisseleri kişisel mal kabul edilir. Ancak bu hisselerden evlilik süresince elde edilen kâr payları (temettü), dağıtılmamış kârlar veya bu gelirlerle yapılan yatırımlar edinilmiş mal sayılır ve tasfiyeye dahil edilir. Bu nedenle “şirket evlilikten önce kuruldu” savunması her zaman yeterli değildir.
Şirket sermaye artırımı yapılmışsa katılma alacağı nasıl hesaplanır?

Evlilik birliği içinde yapılan sermaye artırımlarının, edinilmiş mallardan karşılandığı karine olarak kabul edilir. Aksi ispatlanamazsa, sermaye artışı oranında şirket değerine eklenen kısım üzerinden katılma alacağı hesaplanır. Yargıtay, bu noktada özellikle şirket kayıtlarının ve banka hareketlerinin incelenmesini zorunlu görmektedir.
Şirket hisseleri üçüncü kişilere devredilirse katılma alacağı ortadan kalkar mı?

Hayır. Eşin, diğer eşin katılma alacağını azaltmak amacıyla şirket hisselerini kardeşine, akrabasına veya yakın çevresine devretmesi halinde, bu devirler muvazaalı işlem olarak değerlendirilir. Yargıtay uygulamasında bu tür işlemler “eklenecek değer” kabul edilmekte ve tasfiye hesabına dahil edilmektedir.
Şirket değerini kim ve nasıl belirler?

Şirket hisselerinin değeri, hakim tarafından değil, bilirkişi heyeti tarafından belirlenir. Bilirkişi raporunda; bilanço, kâr-zarar durumu, sektör analizi, pazar payı, geleceğe dönük nakit akışları ve şirketin sürüm (rayiç) değeri dikkate alınır. Bu rapor, davanın sonucunu doğrudan etkilediği için en kritik aşamadır.
İstanbul’da Şirket Hisseleri ilgili Mal Rejimi Davalarında Neden Uzman Avukat Desteği Gereklidir?
Şirket hisselerine ilişkin mal rejimi tasfiyesi davaları, boşanma sonrası uyuşmazlıklar içinde en karmaşık ve teknik dosyalar arasında yer alır. Bu tür davalarda kişisel mal–edinilmiş mal ayrımının doğru yapılması, evlilik süresinde gerçekleşen sermaye artırımlarının ve dağıtılmayan kârların tespiti, şirket değerinin belirlenmesine esas bilirkişi raporlarının teknik yönden denetlenmesi, katılma alacağını bertaraf etmeye yönelik muvazaalı hisse devirlerinin ortaya çıkarılması ve tüm bu veriler ışığında katılma alacağının hatasız şekilde hesaplanması gerekir. Bu aşamaların her biri, ciddi uzmanlık gerektirir ve yapılacak küçük bir hata dahi çok yüksek meblağlarda hak kaybına yol açabilir. Bu nedenle, şirket hisseleri içeren boşanma ve mal rejimi tasfiyesi davalarında, hem aile hukuku hem de ticaret hukuku alanına hâkim uzman bir avukatla çalışmak adeta bir zorunluluk niteliği taşır.
İstanbul’da, özellikle Anadolu Yakası’nda görülen mal rejimi tasfiyesi davalarında şirket hisseleri en sık uyuşmazlık konusu olan malvarlığı unsurlarının başında gelmektedir. Tuzla, Kartal, Pendik, Maltepe, Ataşehir, Ümraniye ve Kadıköy başta olmak üzere İstanbul’un önemli ilçelerinde açılan bu davalarda; şirketin gerçek piyasa değerinin ortaya konulması, Yargıtay’ın güncel içtihatlarına uygun bir hukuki strateji belirlenmesi ve bilirkişi raporlarının etkin şekilde yönlendirilmesi davanın sonucunu doğrudan etkilemektedir.
Bu alanda yoğun tecrübeye sahip olan 2M Hukuk Avukatlık Ofisi, şirket hisselerinin boşanmada paylaşımı, katılma alacağı ve mal rejimi tasfiyesi davalarında; dava stratejisinin en baştan doğru şekilde kurulması, bilirkişi raporlarına karşı güçlü ve teknik itirazların hazırlanması, muvazaalı hisse devirlerinin tespiti ve yüksek meblağlı katılma alacaklarının tahsili konularında sonuç odaklı ve yüksek teknik düzeyde hukuki destek sunmaktadır.



