
على الرغم من أن المطالبات المتعلقة ببناء السفن وإصلاحها وتحديثها وتجهيزها معرفة بوضوح في القانون التجاري التركي على أنها مطالبة بحرية، إلا أنها في الممارسة العملية من أكثر أنواع المطالبات التي تُواجه مشاكل في التحصيل. والسبب في ذلك هو أن هذه المطالبات ليست مادية فحسب؛ بل ترتبط بالعديد من الشروط التقنية والتعاقدية والإجرائية في آن واحد.
1. مقدمة والإطار القانوني
وفقًا للفقرة (م) من المادة 1352، الفقرة 1 من القانون التجاري التركي رقم 6102 (TTK)؛ تم تعريف أي مطالبة متعلقة ببناء السفينة، أو إعادة بنائها، أو إصلاحها، أو تجهيزها، أو إجراء تعديلات على طبيعتها على أنها “مطالبة بحرية”. وتتناول قرارات القضاء نطاق هذا الحكم من منظور واسع؛ حيث تُصنف مجموعة واسعة من الخدمات ضمن هذا النطاق، بدءًا من بناء السفينة وتحديثها وصولاً إلى إزالة الأعطال الفنية وصيانتها الدورية.
2. الخدمات والمصروفات المشمولة بالمطالبات البحرية
في ضوء القرارات القضائية، يُعتبر أن الخدمات التالية تشكل مطالبة بحرية ضمن نطاق المادة 1352/1-م من القانون التجاري التركي:
الإصلاحات الفنية والميكانيكية: إصلاح المحرك الرئيسي وناقل الحركة، صيانة أنظمة المحرك ومياه البحر، إصلاح نظام العمود، صيانة مضخات الوقود والحاقنات والتوربينات (محكمة الاستئناف الإقليمية بإسطنبول، الدائرة 37 – 2019/1221 قرار، محكمة إسطنبول التجارية 16 – 2018/525 قرار
العمليات الهيكلية والمعدات: أعمال تغليف السفينة، والطلاء، والتصنيع، وفك وتركيب الدفة، وتوريد وتركيب الأنظمة الإلكترونية (إسطنبول BAM 37. HD-2019/1731 قرار, باكيركوي 3. ATM-2021/447 قرار, إسطنبول 18. ATM-2018/1073
العمليات الخاصة: عملية انتشال صندل من تحت الماء، اعتبرت ضمن نطاق تغيير طبيعة السفينة أو إصلاحها، وبالتالي تعد دينًا بحريًا (ساكاريا BAM 7. HD-2022/1358 قرار).
المصاريف والأضرار الجانبية: مصاريف المسح البحري الناجمة عن عملية الإصلاح، وخسارة الإيجار، وتكاليف الوقود والزيوت، وأجور المراقبين، ومدفوعات مؤسسة التصنيف، تُعد أيضًا ضمن بنود الدين البحري (إسطنبول الأناضول 7. ATM-2014/8 قرار, باكيركوي 3. ATM-2021/447 ).
3. تحليل المحكمة المختصة والمسار القضائي
تؤكد الغالبية العظمى من القرارات القضائية أنه في حال وجود دين بحري (المادة 1352/1-م من القانون التجاري التركي) كأساس للنزاع، يجب أن تُنظر الدعوى بواسطة المحاكم البحرية المتخصصة (أو المحاكم التجارية الابتدائية التي تعمل بهذه الصفة) (محكمة الاستئناف العليا 20. HD-2015/13591 قرار, إسطنبول BAM 37. HD-2023/436 قرار).
ولكن يوجد منهجان مختلفان في هذا الصدد:
تفسير واسع: كون المطالبة ذات طبيعة بحرية يكفي للنظر في الدعوى مباشرة أمام المحكمة البحرية المتخصصة (إسطنبول 21. ATM-2019/269
تفسير ضيق: في بعض القرارات، ذُكر أن وضع المطالبة كـ “مطلب بحري” مهم في مرحلة الحجز التحفظي، ولكن في الدعاوى الموضوعية، قد تكون المحاكم التجارية العامة مختصة بسبب خضوع النزاع لأحكام “عقد العمل” (قانون الالتزامات التركي م. 470 وما يليها). (إسطنبول BAM 14. HD-2024/576 , إسطنبول 17. ATM-2021/314
4. الحجز التحفظي وشروط الإثبات
يحق لدائن المطالبة البحرية طلب الحجز التحفظي على السفينة لتأمين مطالبته.
إثبات تقريبي: وفقًا للمادة 1362 من قانون التجارة التركي، يكفي “الإثبات التقريبي” لكون المطالبة بحرية ولمقدارها. ومع ذلك، قد لا تُعتبر الادعاءات المجردة أو الفواتير التي لم يتضح محتواها كافية للإثبات التقريبي (أضنة BAM 9. HD-2025/2133
ضمان: في حال إيداع الطرف الآخر لضمان، يمكن رفع الحجز عن السفينة ونقله إلى الضمان (إزمير BAM 14. HD-2023/1806 K
5. التمييز بين المسؤولية وحق دائن السفينة
لا يمنح كل مطلب بحري صاحبه تلقائيًا “حق دائن السفينة” (حق الرهن القانوني).
علاقة الربان ومالك السفينة: في حال عدم وجود مستند يثبت إبرام عقد الصيانة والإصلاح من قبل ربان السفينة، قد لا يتم الاعتراف بحق الدائن البحري، حتى لو كان الدين ثابتًا، وفقًا للمادة 1235/6 من قانون التجارة التركي (القانون القديم) أو الأحكام الحالية ذات الصلة (محكمة النقض، الدائرة الحادية عشرة – 2012/13790
المسؤولية التعاقدية: إذا كان المستأجر مسؤولاً عن نفقات الإصلاح والصيانة بموجب عقد الإيجار (Gencon وما شابه)، فقد لا تعتبر هذه المستحقات ديونًا بحرية بالنسبة لمالك السفينة أو المجهز وقد لا تنشئ حق دائن بحري (محكمة النقض، الدائرة الحادية عشرة – 2018/5342

6. المصادر الثانوية والسياق الإضافي
تقدم القرارات ذات الطبيعة الثانوية سياقًا إضافيًا بشأن النزاعات العملية في عمليات بناء السفن وإصلاحها:
خدمات الحوض الجاف: يتبين أن الخدمات المقدمة للسفن المنتظرة في الحوض الجاف مثل الكهرباء والماء ومراقبة الحرائق ضرورية لصيانة السفينة، وأن هذه النفقات تُطلب بالارتباط بعملية الإصلاح (إسطنبول، المحكمة التجارية السابعة عشرة – 2017/344
الإقرار بالدين: تعتبر “خطابات ضمان الدفع” الصادرة بخصوص تكلفة الإصلاح إقرارًا مجردًا بالدين خالٍ من السبب، وتلقي عبء الإثبات على المدين (إسطنبول، المحكمة التجارية الثالثة عشرة – 2022/528 K).
البعد الدولي: يشكل تنفيذ القرارات الصادرة عن المحاكم الأجنبية أو إجراءات الحجز التحفظي في الموانئ الأجنبية مثالاً على متابعة مطالبات إصلاح السفن في القانون البحري الدولي (إسطنبول 17. ATM-2020/189 ق، إسطنبول 14. ATM-2023/697 ق).
تكاليف التحديث: يُناقش ما إذا كانت المصروفات الكبيرة التي تتم لتحديث السفينة (مثل 351,000 دولار أمريكي) تُعتبر مصروفات تشغيل أو مطالبة بحرية، ولكن يلاحظ أن هذه الأنواع من المطالبات غالبًا ما تواجه قصورًا إجرائيًا أو اعتراضات على الخصومة (إسطنبول BAM 13. HD-2021/2056
الخلاصة: تصف الممارسة القضائية المطالبات الناشئة عن بناء السفن وإصلاحها بوضوح بأنها “مطالبة بحرية” وفقًا للمادة 1352/1-م من قانون التجارة التركي (TTK)؛ وتؤكد أن هذا الوضع حاسم بشكل خاص في نقاط الحجز التحفظي وتحديد المحكمة المختصة.
الأسئلة المتكررة
Gemiye onarım yaptım, fatura kestim ama param ödenmedi: Neden doğrudan tahsil edemiyorum?

Çünkü gemi yapım ve onarım alacaklarında fatura tek başına yeterli delil değildir. Mahkemeler; yapılan işin gerçekten TTK m. 1352/1-m kapsamında olup olmadığını, yani geminin yapımı, yeniden yapımı, onarımı, donatılması veya niteliğinin değiştirilmesi ile doğrudan bağlantılı bulunup bulunmadığını inceler. Yapılan iş bu kapsamda net biçimde ispatlanamazsa, alacak sıradan bir eser sözleşmesi alacağı olarak değerlendirilir ve deniz alacağına özgü güvencelerden yararlanılamaz.
Deniz alacağıysa neden ihtiyati haciz her zaman kabul edilmiyor?

Deniz alacağı varlığı, ihtiyati haciz için tek başına yeterli değildir. TTK m. 1362 uyarınca mahkeme, alacağın hem deniz alacağı niteliğini hem de miktarını yaklaşık ispat seviyesinde görmek ister. Eksik sözleşmeler, muğlak keşif raporları, teknik içeriği açıklanmamış faturalar veya işin kapsamını net göstermeyen belgeler, ihtiyati haczin reddine yol açabilir. Bu durumda gemi limandan ayrılırsa, alacak fiilen takipsiz hâle gelebilir.
Her deniz alacağı gemi üzerinde rehin (gemi alacaklısı hakkı) verir mi?

Hayır. En kritik nokta burasıdır. Her deniz alacağı, otomatik olarak gemi alacaklısı hakkı (kanuni rehin) doğurmaz. Özellikle bakım ve onarım işlerinde; sözleşmenin kaptan tarafından mı yapıldığı, harcamanın zaruret kapsamında mı olduğu, çarter sözleşmesi gereği giderlerden kiracının mı sorumlu tutulduğu detaylı biçimde incelenir. Bu unsurlardan biri eksikse, alacak deniz alacağı sayılsa bile gemi üzerinde rehin hakkı tanınmayabilir.
Gemiye takılan ayıplı parçadan doğan zararlar deniz alacağı sayılır mı ve hangi zarar kalemleri talep edilebilir?

Söz konusu kararda davacı; ayıplı olduğu iddia edilen şaft keçeleri nedeniyle geminin onarım bedeli (yaklaşık 50.000 USD), tersanede kalınan süreye ilişkin ticari faaliyet kaybı, yakıt ve yağ giderleri, kumanya, kılavuzluk ve acentelik ücretleri, onarıma nezaret eden gözetimci ücreti, ABS klas ücreti ile ayıplı keçeler için ödenen bedel dahil olmak üzere toplam 195.680,05 USD talep etmiştir. Mahkeme, uyuşmazlığın temel konusunun gemi ve geminin ticari faaliyetinden kaynaklanan zarar olduğunu, TTK m.931 ve devamı ile özellikle m.1352’de düzenlenen deniz alacakları kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Yargıtay 17. HD’nin 26.06.2014 tarihli kararına da atıf yapılarak, görev belirlenirken taraf sıfatından ziyade uyuşmazlığın esas konusunun dikkate alınacağı ifade edilmiştir. Bu nedenle gemiye monte edilen ayıplı ekipmandan doğan ve geminin işletilmesini etkileyen zarar kalemleri, somut olayda deniz ticareti hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gereken deniz alacağı niteliğinde kabul edilmiştir.
Şaft keçelerinin ayıplı olduğu iddiasıyla açılan tazminat davasında hangi mahkeme görevlidir?

İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin E. 2014/8, K. 2014/523 sayılı ve 12.11.2014 tarihli kararında, EFENDİ BABA isimli geminin maliki ve donatanı olan davacı, gemiye monte edilen şaft keçelerinin gizli ayıplı olduğunu, bu nedenle stern tube yağına su karıştığını ve geminin 21 gün tersanede kalması sonucu toplam 195.680,05 USD zarara uğradığını ileri sürerek tazminat talep etmiştir. Ancak mahkeme, uyuşmazlığın gemi, donatan sıfatı ve deniz ticaretinden kaynaklanan zarar kalemlerine ilişkin olduğunu; taleplerin 6102 sayılı TTK’nın Deniz Ticareti hükümleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. TTK m.5/2 uyarınca deniz ticareti ve deniz sigortalarından doğan davalara bakmakla görevli mahkemeler Denizcilik İhtisas Mahkemeleridir. Bu nedenle mahkeme, görev kamu düzenine ilişkin olduğundan davayı esastan incelememiş, görevsizlik nedeniyle usulden reddine ve talep halinde dosyanın İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne (Denizcilik İhtisas Mahkemesi sıfatıyla) gönderilmesine karar vermiştir.
Gemi onarımından kaynaklanan zarar taleplerinde hangi mahkeme görevlidir?

Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin E. 2021/447, K. 2021/781 sayılı ve 23.09.2021 tarihli kararında; davacı donatan, geminin davalı tersanede yapılan kuru havuzlama ve dümen onarımı sonrası arızalandığını, bu nedenle farklı para birimlerinde yüksek tutarlı zararlar doğduğunu ileri sürerek alacak talebinde bulunmuştur. Ancak mahkeme, uyuşmazlığın geminin onarımından kaynaklandığını ve 6102 sayılı TTK m.1352/1-m uyarınca “geminin yapımı, onarımı veya donatılması”na ilişkin istemlerin deniz alacağı sayıldığını vurgulamıştır. Ayrıca terditli talep kapsamında müşterek avarya hükümlerinin de uygulanmasının gündeme geleceği belirtilmiştir. İstanbul’da Denizcilik İhtisas Mahkemeleri bulunduğundan, bu tür davaların genel ticaret mahkemesinde değil, deniz ticaretine özgü ihtisas mahkemesinde görülmesi gerektiği sonucuna varılmış ve dava, HMK 114/1-c ve 115/2 uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilmiştir.
Gemi onarımındaki ayıplı iş nedeniyle doğan zararlar “deniz alacağı” sayılır mı?

Mahkeme kararında açıkça belirtildiği üzere, geminin onarımı sırasında yapılan hatalı işlemlerden doğan zararlar 6102 sayılı TTK m.1352 kapsamında deniz alacağı niteliğindedir. Somut olayda gemi, 2017 yılında davalı tersanede kuru havuza alınmış; dümen sökülüp bakımdan geçirildikten sonra yeniden monte edilmiştir. Teslimden 36 gün sonra gemi seyir halindeyken dümenin komut almaması nedeniyle gemi hareket kabiliyetini kaybetmiştir. Davacı; onarım hatası nedeniyle 27.199,60 USD, 553.816,55 Euro ve 44.361,98 TL doğrudan zarar talep etmiş, ayrıca kabul edilmemesi halinde müşterek avarya garame payı, kira kaybı ve sair masrafları içeren 600.205,71 USD + 6.425,80 Euro tutarında terditli talepte bulunmuştur. Mahkeme, bu taleplerin niteliği itibarıyla deniz alacağı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmiştir.İstanbul BAM 37. HD-2023/436
Müşterek avarya talepleri de Denizcilik İhtisas Mahkemesinin görev alanına girer mi?

Evet. Kararda, davacının terditli talebi kapsamında 6102 sayılı TTK m.1272 ve devamında düzenlenen müşterek avarya hükümlerine dayandığı belirtilmiştir. Müşterek avarya; gemi, yük ve navlunu tehdit eden ortak bir tehlikeden kurtulmak için yapılan olağanüstü fedakârlık ve giderleri ifade eder. Somut olayda davacı, dümen arızası nedeniyle yük ilgililerinden tahsil edemediğini ileri sürdüğü müşterek avarya garame payı ile kira kaybı ve diğer masrafları da davalıdan talep etmiştir. Mahkeme, uyuşmazlığın deniz alacağı ve müşterek avarya hükümleri çerçevesinde çözümlenmesi gerektiğini belirterek, davanın Denizcilik İhtisas Mahkemesinde görülmesi gerektiğine karar vermiş ve görevsizlik nedeniyle usulden ret hükmü kurmuştur.İstanbul BAM 37. HD-2023/436
“Payment Guarantee Letter” (Ödeme Garanti Mektubu) hukuken ne ifade eder?

Ödeme garanti mektubu, taraflardan birinin belirli bir borcu ödemeyi taahhüt ettiğini gösteren yazılı bir belgedir. Eğer belge, borcun sebebini ayrıntılı açıklamasa bile, Türk Borçlar Kanunu m.18 uyarınca “soyut borç ikrarı” niteliğinde kabul edilebilir. Bu durumda borçlu, borcun geçersiz olduğunu ancak güçlü ve kesin delillerle ispat edebilir. İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin anılan kararında, 22.04.2022 tarihli ödeme garanti mektubu, mahkeme tarafından soyut borç ikrarı olarak değerlendirilmiştir. Davalı taraf, hizmetin gereği gibi sunulmadığını savunmuş; ancak bu iddiasını kesin delillerle kanıtlayamadığından mahkeme belgeyi geçerli kabul etmiştir.
مطالبات بناء السفن وإصلاحها، قوية نظريًا، ولكن في التطبيق العملي هي من أكثر أنواع المطالبات هشاشة. الدعوى المرفوعة في محكمة خاطئة، اختيار الخصم الخاطئ، طلب الحجز التحفظي الناقص، أو التكييف القانوني الخاطئ؛ قد يؤدي إلى فشل المطالبة بالكامل.
خاصة في المناطق ذات الكثافة العالية من أحواض بناء السفن والموانئ مثل اسطنبول, توزلا, ترسانة توزلا, بنديك, يالوفا؛ نظرًا لقصر مدة بقاء السفينة في الميناء، يتطلب الأمر رد فعل قانوني يُسابق الدقائق. أي خطأ إجرائي واحد يُرتكب في هذه العملية، بمجرد مغادرة السفينة للبلاد، يجعل المطالبة غير قابلة للتحصيل.
بالإضافة إلى ذلك، هذه الملفات:
القانون التجاري التركي (التجارة البحرية),
القانون المدني التركي (عقد المقاولة),
عقود التأجير,
اجتهادات محكمة النقض ومحكمة الاستئناف الإقليمية,
قواعد الحجز والتنفيذ الدولية
لا يمكن إدارتها دون تقييمها معًا.
لذلك، في مطالبات بناء وإصلاح السفن، من الضروري العمل مع مكتب لديه خبرة في القانون البحري، وملم بتطبيقات أحواض بناء السفن والموانئ، ويدير فعليًا إجراءات الحجز التحفظي. في هذه النقطة، يعتبر مكتب 2M للمحاماة، الذي يتمتع بخبرة عملية واسعة في مجال المطالبات البحرية والحجز التحفظي على السفن ومقره اسطنبول، من بين مكاتب المحاماة الرائدة في تأمين هذه الأنواع من المطالبات، خاصة في منطقة ترسانة توزلا والموانئ الكبيرة.



