Yabancı bayraklı bir gemi tersanenize geliyor, onarımı tamamlıyorsunuz, fatura ödenmiyor. Elinizde gemi var — teslim etmeseniz? Sonra iki soru çıkıyor: bu tuttuğunuz gemi borçlunuza mı ait, yoksa borçlunuz sadece kiracı mı? Ve yabancı bayraklı bir gemi üzerindeki hapis hakkınıza hangi ülkenin hukuku uygulanacak?

Tuzla ve Yalova hattındaki tersaneler için bu, teorik bir tartışma değil doğrudan tahsilat meselesidir. Bu yazıda tersanenin elindeki iki aracı — TTK m. 1013 ipotek talep hakkı ile TMK m. 950 hapis hakkını — karşılaştırıyor, yabancı bayraklı gemilerde ortaya çıkan boşluğu ve sıra cetvelindeki konumu ele alıyoruz.

İçindekiler

  1. Tersanenin iki aracı
  2. TTK m. 1013: ipotek talep hakkı ve sınırı
  3. TMK m. 950: hapis hakkı ve “borçluya ait olma” şartı
  4. Asıl tuzak: muhatap malik değil, kiracı
  5. Hangi hukuk uygulanacak? Bayrak devleti sorunu
  6. Sicile kayıtlı gemide hapis hakkı tartışması
  7. Sıra cetvelindeki yer: TTK m. 1393
  8. 1993 Cenevre Sözleşmesi ne diyor?
  9. Zilyetliği bırakırsanız ne olur?
  10. İhtiyati haciz alternatifi
  11. Cebri İcra Kanunu Taslağı ve öneriler
  12. Tersaneler için sözleşme kontrol listesi
  13. Sıkça sorulan sorular

1. Tersanenin İki Aracı

Türk hukuku, gemi yapan veya onaran tersaneye iki ayrı teminat imkânı tanır ve bunların işleyişi tamamen farklıdır:

 TTK m. 1013 — ipotek talep hakkıTMK m. 950 — hapis hakkı
Nasıl doğarTescil istenerekZilyetlik devam ettiği sürece kendiliğinden
KapsamSicile kayıtlı gemiler ve yapılarZilyetlikte bulunan taşınır
Yabancı bayraklı gemideTürk siciline kayıtlı olmadığından uygulanamazTartışmalı — uygulanacak hukuk sorunu doğar
Borçlu malik değilseMalikten talep edilemezKural olarak doğmaz

2. TTK m. 1013: İpotek Talep Hakkı ve Sınırı

Hüküm şöyledir: tersane sahibi, geminin yapımı ve onarımından doğan alacakları için o yapı veya gemi üzerinde bir ipoteğin tescilini isteme hakkına sahiptir. Bu haktan önceden feragat geçerli değildir. İpoteğin kurulması hakkında Türk Medenî Kanunu’nun 895 ilâ 897. maddeleri uygulanır; istem hakkını teminat altına almak için gemi veya yapı siciline şerh verilebilir. Yapım veya onarım henüz tamamlanmamışsa, bedelin tamamlanan işi karşılayan kısmı ve bedelin kapsamında olmayan giderler için bir teminat ipoteği kurulması istenebilir.

İki noktanın altını çizmek gerekir.

Birincisi, bu bir “istem hakkı”dır. Kanundan doğan ve kendiliğinden var olan bir ipotek değil, tescilini talep edebileceğiniz bir haktır — TTK m. 1393 bu hakkı sıra cetvelinde “kanuni ipotek” olarak anmakta ise de, ipoteğin doğması için tescil gerekir. Tescil gerçekleşmeden ipotek doğmaz; bu yüzden şerh imkânı da ayrıca düzenlenmiştir. Onarım biter bitmez şerh verdirmek, gemi el değiştirse dahi hakkın korunmasını sağlar.

İkincisi, hüküm “sicile kayıtlı olan gemilerin rehni” başlığı altındadır. Bu nedenle Türk Gemi Siciline veya Türk Uluslararası Gemi Siciline kayıtlı olmayan bir gemi bakımından uygulanması mümkün değildir. Tuzla ve çevresindeki tersanelerin işlerinin önemli bölümü yabancı bayraklı gemilerden oluştuğundan, pratikte bu araç çoğu dosyada devre dışı kalır.

Önemli istisna — yeni inşa işleri: TTK’nın Beşinci Kitabının uygulama alanını düzenleyen hükmü, kanuni ipotekle ilgili 1013. maddenin ve yapı hâlinde bulunan gemiler üzerindeki haklara ilişkin maddelerin, yabancı bir devlet veya onun vatandaşları adına Türkiye’de yapılmakta olan gemilere de, nitelikleri ile bağdaştığı ölçüde uygulanacağını öngörmektedir. Yani Türk tersanesinde inşa edilen bir gemi yabancı bir malik adına yapılıyor olsa dahi, tersanenin ipotek talep hakkı gündeme gelebilir. Sınırlama esas olarak, hâlihazırda yabancı bayrak altında hizmette olan ve yalnızca onarım için gelen gemiler bakımından önem taşır.

Seminerde Av. M. Hakan Tüfekçi tam da bu boşluğa dikkat çekmiş; mevcut kanunda TTK m. 1013’e göre kanuni ipotek hakkı bulunduğunu ancak bunun yalnızca Türk siciline kayıtlı gemilerde uygulanabildiğini, yabancı bir gemi için uygulanamadığını belirtmiştir (İstanbul Barosu – DTO Semineri, 1.11.2025).

3. TMK m. 950: Hapis Hakkı ve “Borçluya Ait Olma” Şartı

Hapis hakkı, tersanenin elindeki en güçlü fiilî araçtır. Onarım tamamlandıktan sonra alacağını tahsil edemeyen tersanenin gemiyi teslim etmemesi, sicile kayıtsız ancak fiilen çok etkili bir teminat yaratır.

Ancak TMK m. 950 hapis hakkını üç şarta bağlar: alacaklının, borçluya ait olup onun rızasıyla zilyedi bulunduğu bir taşınır bulunmalı, borç muaccel olmalı ve niteliği itibarıyla eşya ile alacak arasında bağlantı bulunmalıdır.

Kilit şart: Eşyanın borçluya ait olması gerekir. Tersanenin muhatabı gemi maliki ise sorun yoktur. Ancak muhatap çıplak gemi kiracısı veya bir yolculuk çartereri ise, borç o kişiye ait, gemi ise başkasınındır. Bu durumda hapis hakkının şartları gerçekleşmez.

4. Asıl Tuzak: Muhatap Malik Değil, Kiracı

Uygulamada en sık karşılaşılan senaryo şudur: yabancı bayraklı bir gemi Türk tersanesinde tamir yaptırır; ancak tersanenin muhatabı geminin maliki değil, çıplak gemi kiracısı veya çartererdir. Borç ödenmediğinde tersane hem TTK m. 1013’e (gemi Türk siciline kayıtlı değil) hem TMK m. 950’ye (gemi borçluya ait değil) dayanamaz ve teminatsız kalır.

Seminerde Tüfekçi bu tabloyu somut biçimde anlatmış ve tersanecinin bu nedenle teminatsız kalabildiğini belirtmiştir (İstanbul Barosu – DTO Semineri, 1.11.2025).

Buradaki sorun, gemi ihtiyati haczindeki kiracı sorunuyla aynı köke sahiptir. Tamir ve bakım alacakları TTK m. 1320’deki gemi alacaklısı hakkı listesinde bulunmadığından, kiracının borcu için malikin gemisi üzerinde imtiyazlı bir hak da doğmaz. Bu konudaki ayrıntılı değerlendirme için gemilerin ihtiyati haczinde TTK m. 1369 şartları yazımıza bakabilirsiniz.

Tersanenizde ödenmemiş onarım alacağı mı var?

Gemiyi elinizde tuttuğunuz süre, hukuki konumunuzun en güçlü olduğu dönemdir.

0505 390 25 48 — Hemen Arayın WhatsApp’tan Yazın

5. Hangi Hukuk Uygulanacak? Bayrak Devleti Sorunu

Yabancı bayraklı gemilerde ikinci ve daha sinsi bir sorun ortaya çıkar: hapis hakkı bir ayni haktır ve ayni haklara uygulanacak hukukun tespiti kanunlar ihtilafı kurallarına tabidir.

Seminerde Doç. Dr. Cüneyt Süzel bunu açıkça ifade etmiştir: bugün yabancı bayraklı bir gemiye Türk tersanesinin uygulayacağı hapis hakkı, gemi sicil yeri hukukuna tabidir (İstanbul Barosu – DTO Semineri, 1.11.2025).

Sonuç şudur: Panama, Liberya veya Marshall Adaları bayraklı bir gemi üzerinde Türk tersanesinin hapis hakkının doğup doğmadığı, o ülkenin hukukuna göre belirlenecektir. Türk hukukunun tanıdığı bir hakkın, geminin bayrağına göre yok sayılabilmesi tersane açısından öngörülemez bir risk yaratır.

Süzel’in çözüm önerisi, TTK m. 1320’de gemi alacaklısı hakkı bakımından benimsenen modelin hapis hakkına da taşınmasıdır. Anılan maddede, Türk mahkemeleri nezdinde ileri sürülen bir alacağın gemi alacaklısı hakkı niteliğinde olup olmadığının Türk hukukuna göre tespit edileceği yönünde özel bir kanunlar ihtilafı kuralı vardır. Süzel, hapis hakkı bakımından da Türk hukukunun uygulanacağının açıkça yazılmasını önermiştir (İstanbul Barosu – DTO Semineri, 1.11.2025).

Aynı seminerde Av. M. Hakan Tüfekçi de benzer bir öneri getirmiş; ulaşım araçlarına ilişkin ayni hakların hangi hukuka tabi olacağını düzenleyen kanunlar ihtilafı hükmüne benzer özel bir düzenlemenin gemiler için de getirilmesi hâlinde, Türk tersanesinin yabancı gemiler üzerinde hapis hakkı uygulamasının mümkün olabileceğini belirtmiştir (İstanbul Barosu – DTO Semineri, 1.11.2025).

Söz konusu kural, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 22. maddesidir. Nitekim TTK m. 1320’nin madde gerekçesi de bu duruma açıkça değinmektedir: Tasarı TBMM’ye sevk edildikten sonra kabul edilen anılan hüküm uyarınca, gemi alacaklısı hakları dâhil olmak üzere gemiler üzerindeki tüm ayni haklar, gemilerin tescil edildiği devletin hukukuna tabi tutulmuştur.

Buna karşılık TTK m. 1320/son, Türk mahkemeleri nezdinde ileri sürülen bir alacağın gemi alacaklısı hakkı niteliğinde olup olmadığının Türk hukukuna göre tespit edileceğine dair özel bir kanunlar ihtilafı kuralı getirmektedir. İki hüküm arasındaki ilişki öğretide tartışılmakta olup, hapis hakkı bakımından benzer bir özel kural bulunmaması, tersane açısından belirsizliğin kaynağıdır.

Karşı argüman: Buna karşılık TTK m. 1350/1, geminin ihtiyaten veya icraen haczinin, cebrî icra yoluyla satışının ve cebrî icraya ilişkin bütün işlem ve tasarrufların, geminin bu işlemlerin yapıldığı sırada bulunduğu ülke hukukuna tabi olduğunu düzenler. Hapis hakkının paraya çevrilmesi bir cebrî icra işlemi olduğuna göre, en azından bu aşamada Türk hukukunun uygulanacağı savunulabilir. Hakkın doğumu ile paraya çevrilmesi arasındaki bu ayrım, somut dosyada mutlaka tartışılmalıdır.

6. Sicile Kayıtlı Gemide Hapis Hakkı Tartışması

Türk deniz hukukunda uzun süredir tartışılan bir başka mesele, sicile kayıtlı gemiler üzerinde hapis hakkının kullanılıp kullanılamayacağıdır.

Tartışmanın kaynağı şudur: sicile kayıt mekanizması gemilere taşınmaz benzeri bir statü kazandırırken, hapis hakkı fiilî hâkimiyet esasına dayanır. Sicile kayıtlı gemiler üzerinde kurulabilecek ayni hakların sınırlı sayı ilkesine tabi olması ile hapis hakkının doğası arasındaki bu gerilim, öğretide tartışılmaktadır.

Ancak Türk hukukunda bu tartışmayı büyük ölçüde çözen açık bir hüküm bulunmaktadır: TTK m. 1393, tersane sahibinin hapis hakkını sıra cetvelinde ayrıca saymaktadır. Bu, kanun koyucunun sicile kayıtlı gemilerde de tersanenin hapis hakkını tanıdığının güçlü bir göstergesidir.

7. Sıra Cetvelindeki Yer: TTK m. 1393

TTK m. 1393 uyarınca, sıra cetvelinin dördüncü sırasına; gemi, cebrî icra yoluyla satış sırasında bir tersanenin zilyetliğinde bulunuyorsa, tersane sahibinin TTK m. 1013 uyarınca kanuni ipotekle veya Türk Medenî Kanunu’nun 950. maddesi uyarınca hapis hakkıyla teminat altına alınmış alacakları kaydedilir.

Hükmün en kritik kelimesi: “satış sırasında bir tersanenin zilyetliğinde bulunuyorsa“. Yani tersanenin dördüncü sıradaki ayrıcalıklı konumu, cebrî satış anında gemiyi hâlâ elinde tutmasına bağlıdır. Gemiyi bıraktığınız anda bu sıra kaybedilir.

Dördüncü sıra, uygulamada çok değerli bir konumdur: gemi alacaklısı haklarından sonra gelir ama akdî ve kanuni rehin haklarından, yani gemi ipoteklerinden önce yer alır. Nitekim TTK m. 1395, akdî veya kanuni rehin hakkıyla teminat altına alınmış diğer alacakları altıncı sıraya; m. 1394 ise gümrük resmi ve diğer vergileri beşinci sıraya koymaktadır.

Bu, tersane açısından şu anlama gelir: gemiyi elinde tutmaya devam eden bir tersane, geminin satış bedelinden bankaların ipoteklerinden önce alacağını tahsil edebilir.

8. 1993 Cenevre Sözleşmesi Ne Diyor?

Milletlerarası düzenleme de aynı yönü göstermektedir. 1993 tarihli Gemiler Üzerindeki İmtiyazlar ve İpotekler Hakkında Milletlerarası Sözleşme’nin 7. maddesi, gemi yapımcısı veya onarımcısı tarafından zilyetlik sürdüğü müddetçe kullanılabilecek bir hapis hakkından söz etmektedir. Aynı Sözleşme’nin 12. maddesinin dördüncü fıkrası ise bu hakkın gemi alacaklısı hakkından sonra, ancak ipotekli alacaklının alacağından önce geleceğini belirtmektedir.

Önemli bir kayıt: Sözleşme’nin bu hükmü emredici nitelikte değildir; hakkı taraf devletlere seçimlik olarak sunmaktadır. Her devlet kendi iç hukukuyla tercihini ortaya koyabilir. Türk hukukunun tercihi, TTK m. 1013 ile ipotek talep hakkını kanuni güvence altına almak, hapis hakkını ise TMK m. 950 vd. hükümlerine bırakmak ve TTK m. 1393 ile sıra cetvelinde her ikisini de tanımak olmuştur.

9. Zilyetliği Bırakırsanız Ne Olur?

Bu, tersaneler için en pahalı hatadır. Hapis hakkı zilyetliğe bağlıdır; gemi tersaneden ayrıldığı anda hak sona erer. TTK m. 1393’ün dördüncü sırası da satış anındaki zilyetliği aradığından, o ayrıcalıklı konum da kaybedilir.

Uygulamada tersaneler, ticari ilişkiyi bozmamak adına ya da “ödeyecekler” beklentisiyle gemiyi bırakmakta, sonrasında alacaklarını tahsil edemez hâle gelmektedir. Gemi bırakıldıktan sonra elinizde kalan tek yol, alacağın deniz alacağı niteliğine dayalı ihtiyati haciz talebidir — ve o da geminin Türkiye’ye tekrar gelmesine bağlıdır.

Bu nedenle gemi bırakılmadan önce mutlaka: ya alacak tahsil edilmeli, ya banka teminat mektubu veya P&I kulübü taahhütnamesi alınmalı, ya da TTK m. 1013 kapsamında ipotek tescili sağlanmalı veya sicile şerh verdirilmelidir.

10. İhtiyati Haciz Alternatifi

Tamir ve bakım alacakları TTK m. 1352 anlamında deniz alacağıdır ve geminin ihtiyaten haczine dayanak oluşturur. Bu, hapis hakkının yanında paralel olarak kullanılabilecek bir araçtır.

Ancak burada da borçlunun sıfatı belirleyicidir. Borçlu geminin maliki ise TTK m. 1369/1-(a) uyarınca sorun yoktur. Borçlu kiracı ise, tamir alacağı m. 1320’deki gemi alacaklısı hakkı listesinde bulunmadığından (e) bendine dayanılamaz; bu durumda m. 1369/2 uyarınca borçlunun kendi mülkiyetindeki gemiler değerlendirilmelidir.

Pratik öneri: gemi hâlâ elinizdeyken ihtiyati haciz talebini de hazırlayın. Zilyetliği bırakmak zorunda kalırsanız, aynı gün icra dosyasına haciz uygulatabilecek durumda olun. Sürecin işleyişi için gemi ihtiyati haczi talep dilekçesinin hazırlanması yazımıza bakabilirsiniz.

Gemiyi teslim etmeden önce hukuki konumunuzu güvenceye alın

Tuzla ve çevresindeki tersane alacakları dosyalarınız için bize ulaşın.

0505 390 25 48 — Hemen Arayın WhatsApp’tan Yazın

11. Cebri İcra Kanunu Taslağı ve Öneriler

Hazırlanan Taslak bu alanda önemli bir tercih yapmaktadır. Seminerde aktarıldığına göre Taslak, sıra cetveline ilişkin ilgili maddesinde TTK m. 1013 kaynaklı kanuni ipoteği çıkarmış ve yalnızca TMK m. 950 uyarınca gemi yapımcısı ile onarımcısına verilecek hapis hakkını bırakmıştır (İstanbul Barosu – DTO Semineri, 1.11.2025).

Bu tercih iki farklı yönde değerlendirilmiştir:

GörüşArgüman
Yerinde (Süzel)Düzenleme milletlerarası sözleşmeyle uyumludur; 1993 Cenevre Sözleşmesi’nin 7. maddesi zaten gemi yapımcısı ve onarımcısına hapis hakkı tanımaktadır. Tersanecinin kanuni ipoteğine gerek olup olmadığı tartışılmalıdır.
Sakıncalı (seminerin genel sonuçları)TTK m. 1013’teki kanuni ipotek hakkı korunmalıdır; hapis hakkı zilyetliğe bağlı olduğundan tersane gemiyi bıraktığı anda korumasız kalır.

Tersane sektörü açısından bakıldığında ikinci görüşün pratik ağırlığı fazladır: iki aracın birlikte bulunması, gemi bırakıldıktan sonra da bir teminat kalmasını sağlar. Her iki konuşmacının ortak noktası ise, hapis hakkına hangi hukukun uygulanacağının açıkça yazılması gerektiğidir.

12. Tersaneler İçin Sözleşme Kontrol Listesi

  • Muhatabın sıfatını sözleşmeye yazın. Siparişin malik adına mı, kiracı adına mı verildiği açıkça belirtilmeli; mümkünse malikin yazılı teyidi alınmalıdır. Bu tek adım, hapis hakkının doğup doğmayacağını belirler.
  • Malikin müşterek borçlu sıfatıyla katılmasını isteyin. Kiracı ile çalışılıyorsa, malikin sözleşmeye müşterek borçlu veya müteselsil kefil olarak katılması sağlanmalıdır.
  • Türk hukuku ve Türk mahkemeleri kaydı koyun. Uygulanacak hukuk tartışmasını baştan kapatmanın en etkili yolu budur.
  • Hapis hakkını sözleşmede teyit ettirin. Bedel ödenmedikçe geminin teslim edilmeyeceğine ilişkin açık bir kayıt, tartışmayı büyük ölçüde önler.
  • Türk siciline kayıtlı gemide şerh verdirin. TTK m. 1013/3 uyarınca ipotek istem hakkını teminat altına almak için gemi veya yapı siciline şerh verilebilir. Bu haktan önceden feragat geçerli olmadığından, aksine sözleşme kayıtları geçersizdir.
  • Ara ödeme ve teminat takvimi kurun. Uzun süreli işlerde bedelin tamamını teslimde beklemek yerine, TTK m. 1013’ün tanıdığı teminat ipoteği imkânı da dikkate alınarak aşamalı ödeme kurgulanmalıdır.
  • Teslim öncesi hukuki kontrol yapın. Gemiyi bırakma kararı, ödeme veya teminat alınmadan verilmemelidir.

13. Sıkça Sorulan Sorular

Tersane, bedeli ödenmeyen gemiyi teslim etmeyebilir mi?

Şartları varsa evet. TMK m. 950 uyarınca hapis hakkı için eşyanın borçluya ait olması, alacaklının onun rızasıyla zilyet bulunması, borcun muaccel olması ve eşya ile alacak arasında bağlantı bulunması gerekir. Yapım ve onarım alacağı ile gemi arasındaki bağlantı açıktır; kritik olan geminin borçluya ait olup olmadığıdır.

Gemi kiracıya aitse hapis hakkı doğar mı?

Kural olarak hayır. TMK m. 950, hapsedilecek eşyanın borçluya ait olmasını arar. Muhatap çıplak gemi kiracısı veya çarterer ise gemi borçluya ait olmadığından şart gerçekleşmez. Bu nedenle sipariş aşamasında malikin de sözleşmeye taraf yapılması büyük önem taşır.

TTK m. 1013 yabancı bayraklı gemide uygulanır mı?

Hüküm sicile kayıtlı gemilerin rehnine ilişkin bölümde yer aldığından, Türk siciline kayıtlı olmayan gemiler bakımından uygulanması mümkün görünmemektedir. Yabancı bayraklı gemilerde tersanenin dayanacağı temel araç hapis hakkıdır.

Tersane alacağı sıra cetvelinde kaçıncı sıradadır?

TTK m. 1393 uyarınca dördüncü sırada — ancak yalnızca gemi cebrî satış sırasında tersanenin zilyetliğinde bulunuyorsa. Bu sıra, gemi ipotekleri ve diğer rehin haklarından önce gelmesi bakımından çok değerlidir.

Gemiyi teslim edersem hakkım devam eder mi?

Hapis hakkı zilyetliğe bağlıdır; gemi tersaneden ayrıldığında sona erer. TTK m. 1393’teki dördüncü sıra da satış anındaki zilyetliği aradığından o konum da kaybedilir. Teslim öncesinde ödeme, teminat mektubu veya ipotek tescili sağlanmalıdır.

Onarım alacağı için gemi ihtiyaten haczedilebilir mi?

Evet, tamir ve bakım alacakları TTK m. 1352 anlamında deniz alacağıdır. Ancak bu alacaklar TTK m. 1320’deki gemi alacaklısı hakkı listesinde yer almadığından, borçlu geminin maliki değilse TTK m. 1369/1-(e) yolundan yararlanılamaz; bu hâlde m. 1369/2 kapsamında borçlunun kendi gemileri değerlendirilmelidir.

Tersane Alacaklarında Zamanlama Neden Belirleyicidir?

Tersane alacaklarında hukuki konum, geminin tersanede bulunduğu sürede en güçlüdür ve gemi ayrıldığı anda ciddi biçimde zayıflar. Bu nedenle alacak yönetimi, tahsilat sorunu ortaya çıktıktan sonra değil, sözleşme kurulurken ve iş devam ederken planlanmalıdır.

İlgili diğer çalışmalarımız: gemi ihtiyati haczi ana rehberi, gemilerin ihtiyati haczinde TTK m. 1369 şartları, deniz alacağı kavramındaki tartışmalı kalemler, gemiye verilen kumanya ve yakıt bedeli alacakları ve gemi adı ve IMO numarasının nereden bulunacağı.

2M Hukuk Avukatlık Bürosu, Tuzla merkezli olarak tersaneler bölgesi ile Pendik, Kartal, Maltepe, Ataşehir ve Üsküdar ile Gebze, Dilovası, Çayırova, Darıca, Körfez, İzmit ve Başiskele hattında deniz ticareti hukuku alanında çalışmaktadır.

Tersane alacağı veya gemi haczi dosyanız mı var?

Tuzla tersaneler bölgesi ve Kocaeli limanlarındaki dosyalarınız için bize ulaşın.

0505 390 25 48 — Hemen Arayın WhatsApp’tan Yazın

Kaynaklar ve mevzuat

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 1013, 1320, 1350, 1352, 1369, 1393, 1394, 1395; 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m. 895-897 ve m. 950 vd.; 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m. 22; 6 Mayıs 1993 tarihli Gemiler Üzerindeki İmtiyazlar ve İpotekler Hakkında Milletlerarası Sözleşme m. 7 ve 12; 12 Mart 1999 tarihli Gemilerin İhtiyati Haczine İlişkin Milletlerarası Sözleşme.

İstanbul Barosu Deniz Hukuku Komisyonu ile Deniz Ticaret Odası’nın 1 Kasım 2025 tarihli semineri hakkındaki haber: denizhaber.com.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki görüş niteliği taşımaz. Her dosyanın kendine özgü koşulları bulunduğundan, somut uyuşmazlığınız için hukuki destek alınması önerilir.