Geri Gönderme Merkezinde Tutulan Kişilerin Yakınları Ne Yapabilir?

Giriş 

Bu çalışma, geri gönderme merkezlerinde idari gözetim altında tutulan kişilerin yakınlarının (eş, çocuk, anne, baba vb.) sahip olduğu hakları, bu hakları nasıl kullanabileceklerini ve bu süreçte atmaları gereken adımları, sunulan yargı kararları analizleri ışığında incelemektedir. İncelenen dokümanların büyük bir kısmı, doğrudan GGM’de tutulan kişilerin yakınlarının haklarına odaklanmamaktadır. Bununla birlikte, bazı kararlarda atıf yapılan yasal düzenlemeler ile ceza infaz kurumlarındaki tutuklu ve hükümlülerin ailevi haklarına ilişkin Anayasa Mahkemesi içtihatları, GGM’de tutulan kişilerin yakınlarının haklarına dair önemli bir çerçeve sunmaktadır. Bu çalışma, doğrudan ve dolaylı bulguları bir araya getirerek konuyu aydınlatmayı amaçlamaktadır.

Doğrudan Yasal Hak: 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 59. maddesi, GGM’de tutulan yabancılara yakınları, noteri, yasal temsilcisi ve avukatıyla görüşme imkânı sağlanması gerektiğini açıkça düzenlemektedir. Bu, yakınların ziyaret hakkının yasal bir dayanağı olduğunu göstermektedir.

Hukuki Süreçlere Katılım: Yakınlar, GGM’de tutulan kişi adına hukuki süreçleri başlatma ve takip etme konusunda kritik bir rol oynayabilir. Özellikle sınır dışı etme kararına ve idari gözetim kararına karşı dava açılması için avukat temin edilmesi ve yasal sürelerin (genellikle 7 gün) kaçırılmaması hayati önem taşımaktadır.

Aile Hayatına Saygı Hakkı: Anayasa Mahkemesi’nin, ceza infaz kurumlarındaki tutuklu ve hükümlülerle ilgili verdiği kararlarda, Anayasa’nın 20. maddesiyle güvence altına alınan “aile hayatına saygı hakkı”nı ve devletin bu bağı korumaya yönelik “pozitif yükümlülüğü”nü sıklıkla vurguladığı görülmektedir. Bu ilke, kıyasen GGM’de tutulan kişiler ve aileleri için de geçerlidir.

Çocuğun Üstün Yararı: Özellikle GGM’de tutulan kişinin çocuğu varsa, Anayasa Mahkemesi’nin “çocuğun üstün yararının gözetilmesi” gerektiğine dair içtihadı önemli bir dayanak noktasıdır. İdari makamların ve mahkemelerin, aile bağlarının sürdürülmesinde bu ilkeyi dikkate alma zorunluluğu bulunmaktadır.

Uygulamadaki Sorunlar: Yargı kararları, uygulamada bilgi alma hakkının (avukatın müvekkilinin nerede tutulduğunu öğrenememesi gibi) ve aile üyelerinin birbiriyle görüşme hakkının (aynı merkezde farklı odalarda tutulup görüştürülmeme gibi) ihlal edilebildiğini göstermektedir.

1. Ziyaret ve İletişim Hakkı

 İncelenen dokümanlar arasında en net ve doğrudan bilgiyi sunan, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’na yapılan atıflardır. Özellikle AYM’nin 2/6/2020 ve 6/10/2022 tarihli kararlarında değinilen Kanun’un 59. maddesi, bu konuda temel yasal çerçeveyi çizmektedir. Maddeye göre, GGM’de tutulan yabancılara şu imkanların sağlanması zorunludur: “…yakınlarına, notere, yasal temsilciye ve avukata erişme ve bunlarla görüşme yapabilme imkanı sağlanmalıdır.” Bu hüküm, GGM’de tutulan kişinin yakınlarının ziyaret hakkının yasal bir güvence altında olduğunu şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya koymaktadır. Bu hakkın engellenmesi veya keyfi olarak kısıtlanması, doğrudan yasa ihlali anlamına gelecektir.

2. Hukuki Süreçlerde Yakınların Rolü

 GGM’de tutulan kişiler, dil engeli, hukuki bilgi eksikliği ve hareket kısıtlılığı gibi nedenlerle haklarını etkin bir şekilde kullanamayabilir. Bu noktada yakınlarının rolü kritikleşmektedir.

Avukat Temini: Yakınlar, derhal bir avukatla anlaşarak hukuki destek sürecini başlatmalıdır. AYM’nin 3/12/2020 tarihli kararında, avukatın müvekkiliyle görüşme ve bilgi alma taleplerinin dahi sürüncemede bırakılabildiği görülmektedir. Bu nedenle ısrarcı bir hukuki takip önemlidir.

Dava Açma: AYM’nin 15/5/2020 tarihli kararında belirtildiği üzere, “Yabancı veya yasal temsilcisi ya da avukatı, sınır dışı etme kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde idare mahkemesine başvurabilir.” Bu kısa süre, yakınların hızla hareket etmesini zorunlu kılmaktadır. Dava açılması, sınır dışı işlemini dava sonuçlanana kadar otomatik olarak durduracaktır.

Tazminat Davaları: Hukuka aykırı tutulma veya GGM’deki kötü koşullar nedeniyle manevi tazminat talep etme hakkı da mevcuttur. Uyuşmazlık Mahkemesi ve Danıştay kararları (örneğin, 23.11.2020 tarihli Uyuşmazlık Mahkemesi kararı), bu tür davaların adli yargıda görülebileceğini belirtmektedir. Yakınlar, bu davaların açılması ve takibi için de destek olabilirler.

3. Aile Bütünlüğünün Korunması ve Kıyasen Uygulama

 GGM’ler özel bir idari gözetim yeri olsa da, burada tutulan kişilerin temel hakları, özellikle de aile hayatına saygı hakkı, Anayasal güvence altındadır. AYM’nin ceza infaz kurumları bağlamında verdiği birçok karar, bu konuda yol göstericidir. AYM’nin 10/5/2023 ve 2/6/2020 tarihli kararlarında yer alan şu ifade, devletin yükümlülüğünü net bir şekilde ortaya koymaktadır: “Devletin, hükümlü ve tutukluların özellikle yakın derecedeki aile bireyleriyle temasını devam ettirecek önlemleri alması yönünde pozitif yükümlülüğü bulunmaktadır.” Bu pozitif yükümlülük, GGM’de tutulan ve henüz bir suçtan hüküm giymemiş kişiler için evleviyetle geçerli olmalıdır. Özellikle AYM’nin 10/1/2024 tarihli kararında bahsi geçen, aile üyelerinin aynı merkezde ayrı odalarda tutularak görüştürülmemesi iddiası, bu pozitif yükümlülüğün ihlaline tipik bir örnektir. Benzer şekilde, çocukların varlığı halinde, AYM’nin 19/10/2022 tarihli kararında vurguladığı gibi, “çocuğun üstün yararının gözetilmesi ve aile ilişkilerinin sürdürülmesini sağlayacak şekilde hareket edilmesi devletin pozitif yükümlülüklerinin gereğidir.”

Sonuç 

Geri gönderme merkezinde tutulan kişilerin yakınlarının hakları ve yapabilecekleri, incelenen yargı kararları temelinde şu şekilde özetlenebilir:

Ne Yapabilirler? Yakınlar, GGM’de tutulan kişiyle görüşme ve iletişim kurma hakkına sahiptir. Bu hakkın kullandırılması için ilgili GGM idaresine başvurmalıdırlar. Ayrıca, bir avukat aracılığıyla idari gözetim ve sınır dışı kararlarına karşı hukuki süreçleri başlatabilir ve takip edebilirler. Kötü muamele veya olumsuz koşullar söz konusu ise durumu adli ve idari makamlara bildirebilirler.

Ne Yapmalılar? Yakınlar, vakit kaybetmeden uzman bir avukattan hukuki yardım almalıdır. Sınır dışı kararına karşı 7 günlük dava açma süresi gibi kritik sürelere özellikle dikkat etmelidirler. Ziyaret ve iletişim taleplerini yazılı olarak yapmalı ve olası ret kararlarına karşı hukuki yollara başvurmaya hazırlıklı olmalıdırlar.

Hakları Nelerdir? En temel hakları, 6458 sayılı Kanun’dan doğan ziyaret ve iletişim hakkıdır. Bunun yanı sıra, Anayasa’nın 20. maddesi ve ilgili AYM içtihatları uyarınca “aile hayatına saygı hakkı”nın korunmasını talep etme hakları vardır. Bu hak, devletin aile bağlarını sürdürmek için pozitif önlemler almasını gerektirir ve özellikle çocukların üstün yararı ilkesiyle güçlendirilmiştir. Bir yazı önerisi.

Neden Uzman Tuzla Avukat Desteği Gerekli?

Geri gönderme merkezlerinde tutulan kişilerin yakınlarının sahip olduğu haklar, çoğu zaman teoride açık olsa da uygulamada ciddi zorluklarla karşılaşılabilmektedir. Yedi günlük kısa dava açma süreleri, başvuruların yazılı ve usulüne uygun yapılması zorunluluğu, idari makamların keyfi kısıtlamaları veya bilgi vermemesi gibi durumlar, hak kayıplarına yol açabilir. Bu nedenle, hem sınır dışı ve idari gözetim kararlarına karşı dava açılması hem de ziyaret ve iletişim haklarının etkin şekilde kullanılabilmesi için uzman bir Tuzla avukatının desteği kritik öneme sahiptir. Avukat, hukuki süreci yakından takip ederek yakınların haklarını korur, usul hatalarını önler ve olası kötü muamele veya hak ihlallerinde gerekli başvuruları yapar.

Tuzla Geri Gönderme Merkezi’nin Konumunun Avantajları

Tuzla Geri Gönderme Merkezi’nin İstanbul’un Tuzla ilçesinde bulunması, yakınlar ve avukatlar açısından bazı avantajlar sağlamaktadır. Öncelikle, İstanbul’un büyük ulaşım ağı sayesinde merkeze erişim diğer illerdeki geri gönderme merkezlerine göre daha kolaydır. Ayrıca Tuzla, hem Anadolu Yakası’ndan hem de şehir dışından gelecek aileler için kara yolu ve hava yolu bağlantılarına elverişli bir konumdadır. Bu durum, yakınların ziyaret hakkını daha pratik biçimde kullanabilmesini ve avukatların hukuki işlemleri daha hızlı takip edebilmesini mümkün kılar. Büyükşehirde yer alması nedeniyle, deneyimli göç ve yabancılar hukuku avukatlarına erişim de diğer bölgelere kıyasla çok daha kolaydır.

Read More

Geri Gönderme Merkezlerinde idari gözetim altında tutulan kişilerin, özellikle sağlık hizmetlerine erişimde yaşadıkları sorunlar ve insani olmayan muamele iddiaları karşısında sahip oldukları haklar ve başvurabilecekleri hukuki yollar

Giriş

Bu çalışma, Geri Gönderme Merkezlerinde (GGM) idari gözetim altında tutulan kişilerin, özellikle sağlık hizmetlerine erişimde yaşadıkları sorunlar ve insani olmayan muamele iddiaları karşısında sahip oldukları hakları ve başvurabilecekleri hukuki yolları, sunulan literatür çerçevesinde analiz etmektedir. Çalışma, devletin pozitif yükümlülükleri, tıbbi ihmal kavramı, idarenin sorumluluğu ve mevcut ulusal ile uluslararası başvuru mekanizmalarını ele almaktadır.

1. Geri Gönderme Merkezlerindeki Koşullar ve Sağlık Hakkı

Geri Gönderme Merkezleri, idari gözetim altında tutulan kişilerin temel haklarının güvence altına alınması gereken yerlerdir. Ancak bu merkezlerin fiziki şartların ve sağlık hizmetlerinin yetersizliği dikkat çekmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Asalya v. Türkiye kararı bu konuda emsal teşkil etmektedir. “Başvurucu yedi günlük tutulma süresi içerisinde, Kumkapı Geri Gönderme Merkezi’nin özellikle tekerlekli sandalye kullanıcıları açısından uygun olmadığı, asansör ve tuvalet gibi temel düzenlemelerin dahi yapılmadığını… asansör bulunmadığından ötürü zemin katta bulunan bir odadaki masanın üzerinde yatmak durumunda bırakıldığı ve bu süre zarfında tedavi imkanlarının da sağlanmadığını belirtmiştir.” Bu karar, GGM’lerdeki fiziki altyapı eksikliklerinin ve sağlık hizmeti sunulmamasının temel bir hak ihlali oluşturduğunu göstermektedir. Buna göre merkezde kalabilecek olan engelli ve özel ihtiyaç sahibi bireyler için gerekli fiziki şartlar ve psikososyal ortam sağlanması, özel ihtiyaç sahibi kişilerin (hamile, hasta, çocuk gibi) durumlarına özen gösterilmesi ve ihtiyaçları sağlanması ve bu kişilerin ihtiyaçlarının giderilmesi devletin özel ihtiyaç sahibi kişilere özen gösterme yükümlülüğünün ihlali anlamına geleceğini ortaya koymaktadır.

2. Devletin Yaşam Hakkı ve Sağlık Hizmetleri Kapsamındaki Pozitif Yükümlülükleri

Devletin, egemenlik alanındaki tüm bireylerin yaşam hakkını koruma yönünde pozitif bir yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu yükümlülük, sadece kasıtlı olarak yaşama son vermekten kaçınmayı değil, aynı zamanda yaşamı tehdit eden risklere karşı makul önlemleri almayı da içerir. Sağlık hizmetlerinin düzenlenmesi ve sunulması bu pozitif yükümlülüğün en önemli unsurlarından biridir. Sözleşme’ye taraf devletlerin yaşama hakkı konusundaki pozitif yükümlülüklerinin bir kolunu da sağlık hizmetlerinin sunulması ve kamu sağlığının sağlanması alanı oluşturmaktadır. Taraf devletler kamu veya özel olması fark etmeksizin sağlık kurumlarında hastaların yaşamlarının korunması amacıyla gerekli düzenlemeleri yapmakla ve makul tedbirleri almakla sorumludur. Bu sorumluluk, GGM gibi doğrudan devletin kontrolü ve sorumluluğu altındaki yerlerde daha da belirginleşir.

3. Tıbbi İhmal, İdarenin Sorumluluğu ve Başvuru Yolları

a. Tıbbi İhmal ve Hizmet Kusuru 

Sağlık personelinin gerekli tıbbi müdahaleyi yapmaması, geç yapması veya tedaviden kaçınması tıbbi ihmal olarak kabul edilir. Tedavi için hastaneye gelen hastaya gerekli teşhis ve tedavileri uygulamakla yükümlüdür. Aksi takdirde hem suç işlemiş hem de uğrattığı zararlar neticesinde idare tazmin sorumluluğu altına girmiş olacaktır. GGM’de tutulan bir kişinin sağlık durumunun kötüleşmesine rağmen tedavi edilmemesi, idarenin “hizmet kusuru” işlediğini gösterir ve bu durum tazminat sorumluluğunu doğurur. Hasta Hakları Yönetmeliği de bu durumu güvence altına alır. Yönetmeliğin 42. maddesine göre, hasta hakları ihlal edilen kişinin her türlü dava, şikâyet ve müracaat hakkı mevcuttur.

b. Ulusal Hukuk Yolları GGM’de sağlık hakkı ihlal edilen kişi, çeşitli hukuki yollara başvurabilir:

İdari Yargı (Tam Yargı Davası): Yaşanan tıbbi ihmal ve bunun sonucunda ortaya çıkan akciğer sorunları gibi maddi ve manevi zararların tazmini için sorumlu idareye (Göç İdaresi Başkanlığı, Sağlık Bakanlığı vb.) karşı idare mahkemesinde tam yargı davası açılabilir. İdarenin sağlık hizmetini organize etmedeki kusuru, bu davanın temelini oluşturur.

Cezai Soruşturma (Suç Duyurusu): Görevli doktor ve personelin hastaya müdahale etmeyerek görevlerini ihmal etmeleri veya kötü muamelede bulunmaları nedeniyle Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulabilir.

Anayasa Mahkemesi’ne Bireysel Başvuru: Yukarıdaki idari ve adli yolların tüketilmesine rağmen sonuç alınamaması durumunda, Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan “yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı” ile “işkence ve eziyet yasağı”nın ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapılabilir.

Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’na (TİHEK) Başvuru: GGM’deki muamelenin işkence, insanlık dışı veya onur kırıcı muamele yasağını ihlal ettiği iddiasıyla TİHEK’e başvuru yapılabilir. “sağlık ve hasta hakları” konusunun, kuruma yapılan başvurularda en çok ihlal edildiği iddia edilen haklardan biridir ve bu şikayetlerin başında “ceza ve tutukevlerindeki mahkûm ve tutukluların sağlık hakkı ile ilgili talep ve şikâyetleri gelmektedir.

c. Uluslararası Hukuk Yolları (AİHM Başvurusu) İç hukuk yolları tüketildikten sonra, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 3. maddesi (işkence, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele yasağı) ve 2. maddesi (yaşam hakkı) temelinde AİHM’e başvuru yapılabilir. Tedaviden mahrum bırakılma, AİHS’nin 3. maddesi kapsamında bir ihlal teşkil edebilir. Bu konuda  D. v. Birleşik Krallık kararınıda : “Mahkeme, başvurucunun durumundaki hastalara uygun bir tedavinin verilmediği… geri gönderilmesinin, halihazırda oldukça kısa olan yaşam süresini daha da kısaltacağı, fiziksel ve psikolojik acı ve son derece ızdıraplı bir ölümle karşılaşmasına yol açacağı için insanlık dışı muamele teşkil edeceğinden AİHS md.3’e aykırı olacağına hükmetmiştir.” şeklinde ihlale karar verilmiştir. Bu içtihat, sadece sınır dışı edilme durumunda değil, aynı zamanda idari gözetim altındayken maruz kalınan tedavi yoksunluğunun da insanlık dışı muamele seviyesine ulaşabileceğini göstermektedir.

İnceleme ve Değerlendirme

Yapılan değerlendirmeler, GGM’de tutulan ve hastalanan bir bireyin durumunun, basit bir idari eksiklikten öte, temel hakların ihlali anlamına geldiğini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Devletin, kontrolü altındaki bireylere karşı artırılmış bir sorumluluğu vardır. Bu sorumluluk, sadece barınma ve beslenme gibi temel ihtiyaçları değil, aynı zamanda “ulaşılabilir en üst düzeyde fiziksel ve ruhsal sağlık standartlarına sahip olma” hakkını da kapsar.

Geri Gönderme Merkezi’nde tutulurken hastalanan ve yeterli tıbbi bakımdan mahrum bırakılan bir kişi, ulusal ve uluslararası hukukta korunan temel haklara sahiptir. Bu hak ihlalleri karşısında başvurulabilecek hukuki yollar şunlardır:

İdari Yargı: İdarenin hizmet kusuruna dayanarak, maruz kalınan maddi (tedavi masrafları, iş gücü kaybı) ve manevi zararların tazmini için tam yargı davası açılması.

Ceza Hukuku: İlgili sağlık personeli ve idari yetkililer hakkında görevi ihmal veya kötü muamele suçlamalarıyla suç duyurusunda bulunulması.

Anayasa Mahkemesi: Diğer iç hukuk yolları tüketildikten sonra, yaşam hakkı ve işkence yasağının ihlali nedeniyle bireysel başvuru yapılması.

AİHM: Tüm iç hukuk yolları tüketildikten sonra, AİHS’nin 2. ve 3. maddelerinin ihlali iddiasıyla AİHM’e başvurulması.

Devletin, GGM gibi kapalı kurumlarda tuttuğu kişilerin sağlığını koruma yönündeki pozitif yükümlülüğü mutlaktır. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi, idarenin hukuki ve mali sorumluluğunu doğuracağı gibi, ilgili kamu görevlilerinin de cezai sorumluluğuna yol açabilecektir. Bir yazı önerisi.

Neden Tuzla Avukat Desteği Gerekli?

Tuzla Geri Gönderme Merkezi’nde idari gözetim altında tutulan kişilerin yaşadığı hak ihlalleri ve özellikle sağlık hizmetlerine erişim konusundaki sorunlar, uzman bir hukuki destek olmadan çözümlenmesi güç süreçlerdir. İdari yargı, ceza soruşturmaları, Anayasa Mahkemesi bireysel başvurusu ve AİHM başvurusu gibi hukuki yollar karmaşık prosedürler içerir. Bu nedenle, Tuzla’da tecrübeli bir avukat desteği almak, hem başvuruların doğru ve zamanında yapılmasını hem de kişinin haklarının en etkin şekilde korunmasını sağlar. Tuzla avukat desteği, geri gönderme merkezinde tutulan yabancıların maruz kaldığı hak ihlallerine karşı en güçlü yoldur.

Read More

Yabancılar Hakkında Verilen Sınır dışı (deport) ve İdari Gözetim Tedbir Kararı, Süresi ve Karara Karşı Hukuki Yollar

Giriş 

Bu çalışma, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK) çerçevesinde yabancılar hakkında uygulanan idari gözetim tedbirine ilişkin usul ve esasları, sunulan yargı kararları ışığında analiz etmektedir. Çalışma, idari gözetim kararını veren makamı, tedbirin azami süresini, bu karara karşı başvurulabilecek hukuki yolları, itirazları inceleyen yargı merciini ve bu mercilerin karar verme sürelerini derinlemesine incelemektedir. Analiz, Anayasa Mahkemesi, Danıştay, Uyuşmazlık Mahkemesi ve ilk derece mahkemesi kararlarından elde edilen bulgulara dayanmaktadır.

İncelenen yargı kararları doğrultusunda, yabancılar hakkında uygulanan idari gözetim tedbirine ilişkin temel bulgular aşağıda özetlenmiştir:

Kararı Veren Makam: İdari gözetim kararı, YUKK uyarınca Valilik (İl Göç İdaresi Müdürlüğü) tarafından verilir.

İdari Gözetim Süresi: İdari gözetim süresi kural olarak altı ayı geçemez. Ancak, sınır dışı etme işlemlerinin yabancının iş birliği yapmaması veya ülkesiyle ilgili doğru bilgi ya da belgeleri vermemesi gibi nedenlerle tamamlanamaması halinde bu süre en fazla altı ay daha uzatılabilir. Valilik, idari gözetimin devamında zaruret olup olmadığını her ay düzenli olarak değerlendirmekle yükümlüdür.

Karara Karşı Hukuki Yollar: İdari gözetim kararına karşı temel hukuki başvuru yolu, kararın kaldırılması talebiyle Sulh Ceza Hâkimliğine itirazda bulunmaktır. Ayrıca, idari gözetim sona erdikten sonra, haksız tutulma nedeniyle uğranılan zararlar için idari yargıda tam yargı davası açma imkânı bulunmaktadır.

İtirazı İnceleyen Makam: İdari gözetim kararına karşı yapılan itirazları inceleme ve karara bağlama görevi münhasıran Sulh Ceza Hâkimliğine aittir. İdare mahkemelerinin bu konuda bir yetkisi bulunmamaktadır.

İtirazın Sonuçlanma Süresi: Sulh Ceza Hâkimi, yapılan itiraz başvurusunu beş gün içinde sonuçlandırmak zorundadır. Sulh Ceza Hâkimliğinin bu konuda verdiği karar kesindir.

1. Yabancı için İdari Gözetim Kararının Alınması ve Koşulları 

Yargı kararlarına göre, idari gözetim kararı, hakkında sınır dışı etme kararı alınan yabancılar için belirli koşulların varlığı halinde Valilikler tarafından tesis edilen idari bir tedbirdir. Bu koşullar YUKK’un 57. maddesine atıfla şöyle sıralanmıştır:

“Hakkında sınır dışı etme kararı alınanlardan; kaçma ve kaybolma riski bulunan, Türkiye’ye giriş veya çıkış kurallarını ihlal eden, sahte ya da asılsız belge kullanan, kabul edilebilir bir mazereti olmaksızın Türkiye’den çıkmaları için tanınan sürede çıkmayan, kamu düzeni, kamu güvenliği veya kamu sağlığı açısından tehdit oluşturanlar hakkında valilik tarafından idari gözetim kararı alınır.”

Bu karar, idari gözetimin keyfi bir uygulama olmadığını, kanunda sayılan somut gerekçelere dayanması gerektiğini ortaya koymaktadır.

2. Yabanı için verilen İdari Gözetim Süresi ve Denetimi 

İdari gözetim süresi, temel olarak altı ay ile sınırlıdır. Ancak çeşitli kararlarda vurgulandığı üzere, bu süre istisnai durumlarda altı ay daha uzatılarak toplamda bir yılı bulabilmektedir (AYM, 22/11/2022; AYM, 2/6/2020). Sürenin kanuni sınırları aşmaması ve keyfiliğe yol açmaması için kanun koyucu, Valiliğe “idari gözetimin devamında zaruret olup olmadığını her ay düzenli olarak değerlendirme” yükümlülüğü getirmiştir (Danıştay 10. Daire, 2020/5704 E.). Bu aylık değerlendirmeler, tedbirin devamlılığının sürekli olarak denetlenmesini amaçlamaktadır.

3. İdari Gözetim Kararına Karşı Başvuru Yolu: Sulh Ceza Hâkimliği 

İncelenen tüm kararlarda, idari gözetim kararına karşı başvurulacak yargı merciinin Sulh Ceza Hâkimliği olduğu konusunda tam bir fikir birliği bulunmaktadır. 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 57. maddesi uyarınca itiraz mercii olarak münhasıran sulh ceza hâkimliklerinin belirlendiği ifade edilmiştir. Bu bağlamda, idare mahkemelerinin idari gözetim kararının hukuka uygunluğunun denetimi konusunda herhangi bir yetkisi bulunmamaktadır.”

İtiraz süreci şu şekilde işlemektedir:

İdari gözetim altına alınan kişi, yasal temsilcisi veya avukatı Sulh Ceza Hâkimliğine başvurabilir.

Bu başvuru, idari gözetim tedbirinin uygulanmasını durdurmaz.

Sulh Ceza Hâkimi, başvuruyu beş gün içinde karara bağlar ve bu karar kesindir.

İdari gözetim şartlarının ortadan kalktığı veya değiştiği iddiasıyla yeniden Sulh Ceza Hâkimliğine başvurulması mümkündür.

4. Hukuki Yolların Etkililiği ve Tazminat Davaları

 Anayasa Mahkemesi, Sulh Ceza Hâkimliğine itiraz yolunu, idari gözetimin hukukiliğinin denetlenmesi açısından kural olarak “etkili bir başvuru yolu” olarak kabul etmektedir (AYM, 17.12.2024). Ancak, bu yolun somut olayda etkili bir şekilde işletilmemesi, hak ihlaline yol açabilmektedir. Nitekim 21.01.2025 tarihli bir kararında Yüksek Mahkeme, hâkimliğin Göç İdaresi’nin yanıltıcı cevabına dayanarak itirazı esastan incelememesini kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlali olarak görmüştür.

İdari gözetim sona erdikten sonra, hukuka aykırı tutulma nedeniyle maddi ve manevi tazminat talepleri için tam yargı davası açılması gerekmektedir. Anayasa Mahkemesi, bu yolun tüketilmeden yapılan bireysel başvuruları “başvuru yollarının tüketilmemesi” nedeniyle kabul edilemez bulmaktadır (AYM, 15/5/2020; AYM, 14/4/2022). Ancak tazminat davalarının hangi yargı kolunda görüleceği konusunda bir belirsizlik göze çarpmaktadır. Uyuşmazlık Mahkemesi, bu tür davaların adli yargıda görülmesi gerektiğine hükmederken (Uyuşmazlık Mah., 2022/293 E.), Anayasa Mahkemesi bazı kararlarında idari yargıyı işaret etmiştir (AYM, 9/6/2020).

5. İdari Gözetime Alternatif Yükümlülükler ve Görev Uyuşmazlığı 

Yargı kararları, idari gözetime alternatif olarak getirilen “belirli adreste ikamet etme” veya “belirli aralıklarla imza atma” gibi yükümlülüklere karşı görevli yargı yeri konusunda bir tartışma olduğunu göstermektedir. Uyuşmazlık Mahkemesi, bu alternatif yükümlülüklerin idari gözetim kararının devamı niteliğinde olduğunu belirterek, bunlara karşı açılacak davaların da adli yargıda (Sulh Ceza Hâkimliği) görülmesi gerektiğine karar vermiştir (Uyuşmazlık Mah., 2023/625 E.). Ancak karara eklenen karşı oylarda, bu yükümlülüklerin idari işlem niteliğinde olduğu ve görevli yargı yerinin idari mahkemeler olması gerektiği savunulmuştur. Bu durum, uygulamanın bu alanında hukuki bir netliğin henüz tam olarak oluşmadığını göstermektedir.

Sonuç 

Yabancılar hakkında uygulanan idari gözetim tedbiri, 6458 sayılı Kanun’da detaylı olarak düzenlenmiş bir hukuki müessesedir. Kararlar, Valilik (İl Göç İdaresi) tarafından verilmekte, süresi 6+6 ay formülüyle sınırlanmakta ve her ay idare tarafından denetlenmektedir. Tedbire karşı temel ve ivedi başvuru yolu, beş gün içinde kesin karar veren Sulh Ceza Hâkimliğidir. Bu yol, Anayasa Mahkemesi tarafından etkili bir denetim mekanizması olarak görülmektedir. İdari gözetimin sona ermesinin ardından doğan tazminat talepleri için ise tam yargı davası yolu açıktır. Bununla birlikte, idari gözetime alternatif yükümlülükler ve tazminat davalarının görüleceği yargı kolu gibi konularda içtihatlar arasında farklılıklar bulunması, bu alanlarda hukuki öngörülebilirliğin artırılması gerektiğini ortaya koymaktadır. Bir yazı önerisi.

Neden Tuzla Avukat Desteği Gerekli? /Tuzla Geri Gönderme Merkezi

İdari gözetim kararlarına karşı hukuki süreçlerin etkin şekilde yürütülebilmesi için avukat desteği kritik bir rol oynamaktadır. Özellikle Tuzla Geri Gönderme Merkezi’nin İstanbul’un Tuzla ilçesinde yer alması, avukatlar açısından önemli avantajlar sunmaktadır. İstanbul’un merkezine ve çevre ilçelere ulaşım imkânlarının genişliği sayesinde, Tuzla’da faaliyet gösteren avukatlar hem idari gözetim altındaki yabancılarla hızlı iletişim kurabilmekte hem de Sulh Ceza Hâkimliklerine yapılacak başvuruları kısa sürede takip edebilmektedir.

Tuzla’da avukat desteği almak, gözetim altındaki kişilerin hak kaybı yaşamadan en kısa sürede itiraz başvurularını yapabilmelerine ve hukuki süreçlerinin hızla ilerlemesine yardımcı olur. Ayrıca, bölgeye hâkim avukatların, Tuzla Geri Gönderme Merkezi’nin işleyişine dair pratik tecrübeleri bulunması, sürecin daha etkin ve güvenli bir şekilde yönetilmesini sağlar.

Bu nedenle, İstanbul, Tuzla avukat, Pendik avukat, Kartal avukat, Maltepe avukat, Gebze avukat, Aydınlı avukat, Orhanlı avukat, Tepeören avukat, Darıca avukat, Bayramoğlu avukat veya Çayırova avukat, Şekerpınar avukat, Güzelyalı avukat Postane avukat ve Akfırat avukat gibi bölgelerde Tuzla’da geri gönderme merkezinde idari gözetim altında bulunan yabancıların avukat desteği almaları, hem hak ihlallerinin önlenmesi hem de kanunda öngörülen sürelerin titizlikle takip edilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

Read More

Geri gönderme merkezinde idari gözetim altında tutulan bir yabancı için sınır dışı (deport) işleminin engellenmesi ve idari gözetimin kaldırılmasına yönelik hukuki yollar nelerdir?

Giriş

Türkiye’de yabancıların sınır dışı edilmesi ve bu süreçte idari gözetim altına alınmaları, temel olarak 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK) ve ilgili yönetmeliklerle düzenlenmektedir. Literatür, sınır dışı etme kararının ve idari gözetim kararının iki ayrı idari işlem olduğunu, ancak aralarında sıkı bir bağ bulunduğunu ortaya koymaktadır. İdari gözetim, sınır dışı etme kararının uygulanmasını sağlamak amacıyla başvurulan istisnai bir tedbirdir. Dahası bu iki işlem birbirine bağlıdır. Zira sınır dışı etme kararına bağlı olarak yabancılar idari gözetim altına alınabilir; başka bir ifadeyle, yabancı hakkında sınır dışı etme kararı olmaksızın yalın bir idari gözetim kararı alınabilmesi mümkün değildir. Örneğin Tuzla Geri Gönderme Merkezi’nde tutulan bir yabancı için bu iki işleme karşı başvurulabilecek hukuki yolları, sunulan literatür çerçevesinde incelemektedir.

Bu bağlamda sınır dışı işlemini durdurmak ve idari gözetimi sonlandırmak için birbirinden farklı ancak birbiriyle ilişkili iki temel yargısal yol bulunmaktadır. Bunlar; sınır dışı etme kararına karşı İdare Mahkemesi’nde açılacak iptal davası ve idari gözetim kararına karşı Sulh Ceza Hâkimliği’ne yapılacak itirazdır.

1. Sınır Dışı (Deport) İşleminin Engellenmesine Yönelik Hukuki Yollar

Sınır dışı işleminin nihai olarak engellenmesi, hakkında tesis edilen sınır dışı etme kararının hukuka aykırılığının tespiti ile mümkündür. Bu amaçla başvurulacak temel hukuki yol, idari yargıda iptal davası açmaktır.

İdare Mahkemesinde İptal Davası Açılması: YUKK m. 53/3 uyarınca, sınır dışı etme kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren 7 gün içinde yetkili idare mahkemesinde iptal davası açılabilir. Bu davanın en önemli sonucu, dava süresince sınır dışı işleminin kendiliğinden durmasıdır. Dolayısıyla sınır dışı etme kararına karşı idare mahkemesine başvuru yapılması halinde yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancı sınır dışı edilmez.

Yürütmenin Durdurulması Talebi: Dava açılması sınır dışı işlemini durdursa da, idari gözetim gibi bağlı işlemleri otomatik olarak sona erdirmeyebilir. Bu nedenle, dava dilekçesinde ayrıca yürütmenin durdurulması talep edilebilir. Yürütmenin durdurulması kararı, işlemin hukuka aykırılığına dair güçlü bir karine oluşturur ve idari gözetimin kaldırılması için önemli bir dayanak teşkil eder. Dava açarken yürütmenin durdurulmasının istenilmesi halinde eğer bariz bir hukuka aykırılık varsa yürütmenin durdurulmasına karar verilmesiyle iptal kararı gibi bir etki ortaya çıkacak, yani bu işlemin en baştan beri hiç tesis edilmemiş gibi sonuç doğacak ve sınır dışı işlemine bağlı diğer işlemlerin uygulanması da son bulabilecektir.

Anayasa Mahkemesi’ne Bireysel Başvuru: İç hukuk yollarının tüketilmesi veya etkisiz olduğunun anlaşılması durumunda Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) bireysel başvuru yapılabilir. Özellikle geri gönderileceği ülkede kötü muamele riski (non-refoulement ilkesi) bulunan yabancılar için bu yol önem taşır. AYM, tedbir talebini kabul ederek sınır dışı işlemini durdurabilir. Nitekim bir vakada, “İtiraz edence yapılan bireysel başvuru sınır dışı etme işlemini geçici olarak durdurmuştur.

2. Geri Gönderme Merkezindeki İdari Gözetim İşleminin Kaldırılmasına Yönelik Hukuki Yollar

İdari gözetim, kişi özgürlüğünü doğrudan kısıtlayan bir tedbir olduğundan, bu karara karşı özel ve hızlı bir denetim mekanizması öngörülmüştür.

Sulh Ceza Hâkimliğine İtiraz: İdari gözetim kararına veya süresinin uzatılmasına karşı yabancı veya avukatı, Sulh Ceza Hâkimliği’ne başvurabilir. Bu başvuru, idari gözetimin devamı için gerekli olan şartların (kaçma/kaybolma riski, kamu düzeni tehdidi vb.) mevcut olup olmadığını denetler. İdari gözetim kararına karşı yabancı sulh ceza hâkimliğine başvuru yapabilir. Sulh ceza hâkimliğince idari gözetim kararının hukuka uygun olarak alınmadığının tespit edilmesi durumunda idari gözetim kararının kaldırılması kararı verilecektir.

İdari Gözetimin İdare Tarafından Kaldırılması (Aylık Değerlendirmeler): Valilik, idari gözetim altındaki yabancının durumunu her ay düzenli olarak değerlendirmek zorundadır. Bu değerlendirmelerde, gözetimin devamında zaruret olup olmadığı incelenir. İdari gözetim altında bulunan yabancının durumu özgürlükten yoksun bırakılma tedbirinin devamında zaruret olup olmadığı noktasında her ay değerlendirmeye tabi tutulur.” Gözetimin devamında zaruret görülmeyen haller mevzuatta sayılmıştır:

Sınır dışı etme kararının altı ay içinde yerine getirilemeyeceğinin öngörülmesi.

Yabancının, sınır dışı edilemeyecekler (YUKK m. 55) kapsamına girdiğine dair ciddi emarelerin ortaya çıkması.

Kaçma ve kaybolma riskinin ortadan kalkması.

Yabancının gönüllü geri dönüş desteğine başvurması.

Sınır Dışı Etme Kararının İptalinin Sonucu Olarak Gözetimin Sona Ermesi: İdari gözetim, sınır dışı etme kararının bir sonucudur. Dolayısıyla, asıl işlem olan sınır dışı kararının idare mahkemesince iptal edilmesi, bağlı işlem olan idari gözetim kararını da dayanaksız bırakır ve kaldırılmasını zorunlu kılar. İdare mahkemesi tarafından sınır dışı kararının iptaline karar verilmesi hâlinde idari gözetime temel teşkil eden durum ortadan kalkacağı için idari gözetim sona erecektir.” 

İdari Gözetim Süresinin Dolması: İdari gözetim süresi kural olarak 6 aydır. Yabancının iş birliği yapmaması veya ülkesi hakkında doğru bilgi vermemesi gibi nedenlerle bu süre en fazla altı ay daha uzatılabilir. Toplamda bir yılı aşan idari gözetim hukuka aykırıdır ve serbest bırakılmayı gerektirir.

İnceleme ve Değerlendirme

Mevzuat, sınır dışı ve idari gözetime karşı hukuki yolların çift kanallı bir yapı sunduğunu göstermektedir. Sınır dışı kararının esasına yönelik denetim İdare Mahkemesi tarafından yapılırken, kişi özgürlüğünü kısıtlayan idari gözetim tedbirinin hukuka uygunluğu Sulh Ceza Hâkimliği tarafından denetlenmektedir.

Önemli bir detay, idari gözetimin istisnai bir tedbir olduğudur. Her sınır dışı kararı otomatik olarak idari gözetimi gerektirmez. İdari gözetim, her sınır dışı etme kararının otomatik sonucu değildir. İdarenin, YUKK m. 57’de sayılan kaçma riski, sahte belge kullanma, kamu düzeni tehdidi gibi somut gerekçeleri ortaya koyması gerekir. Bu gerekçelerin yokluğu, idari gözetim kararının Sulh Ceza Hâkimliği tarafından kaldırılması için yeterli bir sebeptir.

Ayrıca, idari gözetimin amacı cezalandırma değil, sınır dışı işleminin güvenli bir şekilde uygulanmasını sağlamaktır. İdari gözetim, ülkeye yasadışı yollarla giriş yapmak veya ülkede yasadışı şekilde kalmak gerekçesiyle cezai bir önlem veya bir disiplin yaptırımı olarak uygulanamaz. Bu nedenle, sınır dışı edilme ihtimalinin ortadan kalktığı (örneğin, yabancının sınır dışı edilemeyecek kişilerden olduğunun anlaşılması) durumlarda gözetimin devam ettirilmesi hukuka aykırı hale gelir.

Sonuç

Örneğin Tuzla Geri Gönderme Merkezi’nde tutulan bir yabancı için deport işleminin engellenmesi ve idari gözetimin kaldırılması amacıyla başvurulabilecek hukuki yollar özetle şunlardır:

Sınır Dışı Kararını Hedef Alan Yol: Kararın tebliğinden itibaren 7 gün içinde yetkili İdare Mahkemesi’nde iptal davası açılmalıdır. Bu dava, yargılama sonuna kadar sınır dışı işlemini otomatik olarak durdurur. Mahkemenin davayı kabul ederek sınır dışı kararını iptal etmesi, idari gözetimi de hukuki dayanaktan yoksun bırakarak kaldırılmasını sağlar.

İdari Gözetim Kararını Hedef Alan Yol: Sınır dışı davasından bağımsız olarak veya dava devam ederken, idari gözetim kararının kaldırılması için Sulh Ceza Hâkimliği’ne itiraz edilebilir. Bu itirazda, idari gözetim şartlarının oluşmadığı, sürenin aşıldığı veya gözetimin devamında zaruret kalmadığı gibi hususlar ileri sürülebilir.

İdari Başvuru ve Denetim: Valilik tarafından yapılan aylık periyodik değerlendirmeler takip edilmeli ve idari gözetimin devamı için zaruret bulunmadığına ilişkin dilekçelerle idareye başvurulmalıdır.

Bu yollar, yabancının hem sınır dışı edilme riskine karşı hem de kişi özgürlüğünü kısıtlayan idari gözetime karşı haklarını korumasına olanak tanıyan kapsamlı bir hukuki güvence sistemi oluşturmaktadır. Bir makale önerisi.

Tuzla Avukat Desteği Neden Gerekli? | Tuzla Geri Gönderme Merkezi

Tuzla Geri Gönderme Merkezi’nde idari gözetim altında tutulan ve sınır dışı (deport) kararı verilen yabancılar için hukuki süreçler karmaşık ve kısa süreli başvuru sürelerine tabidir. Bu nedenle Tuzla’da görev yapan deneyimli bir avukatın desteği, hak kaybını önlemek ve süreçleri doğru yönetmek açısından kritik önem taşır.

Sınır dışı kararı, YUKK m. 53/3 uyarınca tebliğden itibaren 7 gün içinde İdare Mahkemesi’nde iptal davası açılmasını gerektirir. Bu dava, yargılama sonuçlanana kadar sınır dışı işlemini durdurur. Ayrıca, dava dilekçesinde yürütmenin durdurulması talep edilmesi, idari gözetim kararının kaldırılması için güçlü bir hukuki dayanak oluşturur.

İdari gözetim kararı ise Sulh Ceza Hâkimliği’ne itiraz yoluyla denetlenir. Hâkim, idari gözetimin devamı için gerekli şartların bulunup bulunmadığını inceleyerek, hukuka aykırı durumlarda gözetim kararını kaldırabilir. Ayrıca valilik tarafından yapılan aylık değerlendirmeler de gözetim süresinin devamına ilişkin önemli bir denetim mekanizmasıdır.

Tuzla’da görev yapan bir avukatın Geri Gönderme Merkezi’ne yakınlığı, dilekçelerin hazırlanması, başvuruların hızlı yapılması ve mahkeme süreçlerinin etkin takibi açısından büyük avantaj sağlar. İstanbul Pendik, Kartal, Maltepe, Gebze ve çevresinde yaşayan yabancılar, Tuzla’daki avukat desteği ile hem sınır dışı riskini azaltabilir hem de kişi özgürlüğünü koruma şansını artırabilir.

Read More

Tuzla Geri Gönderme Merkezi’nde Sınır Dışı (Deport) Kararına ve İdari Gözetime Karşı Hukuki Yollar Nelerdir?

Giriş

Bu çalışma, Tuzla Geri Gönderme Merkezi’nde (GGM) idari gözetim altında tutulan ve hakkında sınır dışı etme (deport) kararı alınan bir yabancının, bu işlemlerin durdurulması veya iptali için başvurabileceği hukuki yolları, sunulan yargı kararları analizleri temelinde incelemektedir. Analiz, iki temel hukuki soruna odaklanmaktadır: birincisi, sınır dışı etme kararının iptali; ikincisi ise idari gözetim kararının kaldırılmasıdır. İncelenen kararlar, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK) çerçevesinde şekillenen başvuru usullerini, yetkili ve görevli mahkemeleri, başvuru sürelerini ve Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru öncesinde tüketilmesi gereken yolları ortaya koymaktadır. Yargı kararlarının bütüncül analizinden elde edilen temel bulgular şunlardır:

Sınır Dışı Kararının Engellenmesi: En temel ve etkili yol, sınır dışı etme kararının tebliğinden itibaren yedi gün içinde yetkili İdare Mahkemesi’nde iptal davası açmaktır. Dava açılması, yargılama sonuçlanıncaya kadar sınır dışı işlemini kendiliğinden durdurmaktadır.

İdari Gözetimin Kaldırılması: İdari gözetim kararının kaldırılması için başvurulacak merci Sulh Ceza Hâkimliği’dir. Bu başvuru idari gözetimi otomatik olarak durdurmaz, ancak hâkimlik başvuruyu beş gün içinde karara bağlar.

Hukuka Aykırı Gözetim İçin Tazminat: İdari gözetimin hukuka aykırı olduğu iddiasıyla maddi ve manevi tazminat talep etmek için, gözetim sona erdikten sonra İdari Yargıda tam yargı davası açılması gerekmektedir.

Anayasa Mahkemesi’ne Bireysel Başvuru: Anayasa Mahkemesi’ne başvuru ikincil bir yoldur. Özellikle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlali iddiaları için, Sulh Ceza Hâkimliğine itiraz ve tam yargı davası gibi yolların tüketilmesi zorunludur.

1. Tuzla Geri gönderme merkezi :Sınır Dışı Etme (Deport) Kararına Karşı Hukuki Yollar

Sınır dışı kararının engellenmesi için izlenmesi gereken temel hukuki yol, idari yargıda iptal davası açmaktır.

Dava Açma Süresi ve Yetkili Mahkeme: Çok sayıda karar, bu davanın kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde İdare Mahkemesi’nde açılması gerektiğini vurgulamaktadır (aym-2/2/2022, uyusmazlik-2022/293, ilkDerece-Kocaeli-2022/45). Sürelerin kısa ve hak düşürücü olması nedeniyle titizlikle takip edilmesi kritik öneme sahiptir.

Davanın Sınır Dışı İşlemine Etkisi: İptal davası açılmasının en önemli sonucu, sınır dışı işlemini otomatik olarak durdurmasıdır. YUKK’un 53. maddesine atıf yapan birçok kararda bu durum açıkça belirtilmiştir: “Yabancının rızası saklı kalmak kaydıyla, dava açma süresi içinde veya yargı yoluna başvurulması hâlinde yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancı sınır dışı edilmez. (aym-2/2/2022, ilkDerece-İstanbul-2021/383). Bu hüküm, yabancı için hayati bir usuli güvence sağlamaktadır.

Dava Gerekçeleri ve İspat Yükü: Davada, sınır dışı kararının hukuka aykırılığı çeşitli gerekçelerle ileri sürülebilir.

Geri Gönderme Yasağı (Non-refoulement): En temel savunma argümanı, yabancının gönderileceği ülkede işkence, insanlık dışı veya onur kırıcı muameleye maruz kalma riski altında olduğudur (kötü muamele yasağı). Anayasa Mahkemesi, bu iddianın soyut olmaması gerektiğini, başvurucunun “geri gönderileceği ülkede var olduğunu iddia ettiği kötü muamele riskinin ne olduğunu makul şekilde açıklamalı; (varsa) bu iddiayı destekleyen bilgi ve belgeleri sunmalı” gerektiğini belirtmektedir (aym-17/11/2021).

YUKK Madde 55 Kapsamındaki Durumlar: Kanun, ciddi sağlık sorunları, hamilelik, hayati tehlike arz eden hastalıklar için tedavi imkânı bulunmaması gibi durumlarda sınır dışı kararı alınamayacağını düzenlemektedir (ilkDerece-Kocaeli-2022/45, ilkDerece-İstanbul-2021/383). Bu durumların varlığı, kararın iptali için güçlü bir gerekçedir.

Usuli Eksiklikler: Kararın tebliğ sürecindeki usulsüzlükler veya idarenin eksik inceleme yapması gibi usule ilişkin hatalar da iptal sebebi olarak öne sürülebilir (aym-11/7/2023, ilkDerece-İzmir-2020/469).

2. Tuzla Geri Gönderme Merkezi : İdari Gözetim Kararının Kaldırılması ve İlgili Hukuki Yollar

İdari gözetim, bir ceza veya tutuklama olmayıp sınır dışı işlemlerinin yürütülmesi için alınan idari bir tedbirdir. Bu tedbire karşı başvuru yolları adli yargıda düzenlenmiştir.

Sulh Ceza Hâkimliğine İtiraz: İdari gözetim kararının kaldırılması için temel ve doğrudan başvuru yolu Sulh Ceza Hâkimliğine itirazdır. YUKK Madde 57’ye göre, İdari gözetim altına alınan kişi veya yasal temsilcisi ya da avukatı, idari gözetim kararına karşı sulh ceza hâkimine başvurabilir. (uyusmazlik-2022/253, uyusmazlik-2022/293). Bu başvuru idari gözetimi kendiliğinden durdurmaz, ancak hâkimlik dosyayı ivedilikle (beş gün içinde) inceleyerek karar verir ve bu karar kesindir. Ayrıca, gözetim şartlarının ortadan kalktığı veya değiştiği iddiasıyla yeniden başvuru yapmak mümkündür.

Tam Yargı Davası (Tazminat Yolu): Anayasa Mahkemesi kararlarında istikrarlı bir şekilde vurgulandığı üzere, idari gözetimin hukuka aykırı olduğu iddiasıyla uğranılan maddi ve manevi zararların tazmini için tam yargı davası açılması gerekmektedir. Bu dava, kişinin serbest bırakılmasını sağlamaz; amacı, gözetim sona erdikten sonra uğranılan zararın giderilmesidir. AYM, bu yolu tüketmeden yapılan bireysel başvuruları “başvuru yollarının tüketilmemesi” nedeniyle kabul edilemez bulmaktadır. AYM’nin bu konudaki yaklaşımı nettir: “…hukuka aykırı olarak idari bir kararla özgürlüklerinden yoksun bırakılmaları nedeniyle uğradıklarını öne sürdükleri maddi ve manevi zararlarının karşılanması bakımından başarı şansı sunma, yeterli giderim sağlama kapasitesini haiz ve ulaşılabilir olduğu görülen tam yargı davası yolu tüketilmeden yapılan başvuruların incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmadığı sonucuna varmıştır. (aym-29/12/2021, aym-28/1/2021).

Görevli Yargı Yolu Farklılaşması: Genel eğilim, tazminat talepli tam yargı davalarının idari yargıda görülmesi yönünde olsa da, bir Uyuşmazlık Mahkemesi kararında, idari gözetimden kaynaklanan manevi tazminat istemli davalara adli yargı yerinde bakılması gerektiği belirtilmiştir (uyusmazlik-2022/473). Bu durum, tazminat davalarında görevli mahkeme konusunda dikkatli olunması gerektiğini göstermektedir.

Sonuç

Tuzla Geri Gönderme Merkezi’nde tutulan bir yabancı için deport işleminin engellenmesi ve idari gözetimin sonlandırılması amacıyla ikili bir hukuki strateji izlenmelidir:

Sınır dışı kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren 7 günlük süre kaçırılmadan İdare Mahkemesi’nde iptal davası açılmalıdır. Bu dava, sınır dışı işlemini yargılama sonuna kadar durduracaktır.

İdari gözetim kararına karşı, derhal Sulh Ceza Hâkimliği’ne itiraz edilerek serbest bırakılma talep edilmelidir.

Bu yollara ek olarak, idari gözetim sona erdikten sonra, hukuka aykırılık iddiasıyla uğranılan zararların tazmini için tam yargı davası açılması, hem olası bir hak kaybını gidermek hem de Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yolunu açık tutmak açısından zorunludur. Avukatların, her bir hukuki işlem için öngörülen farklı yargı kollarını, kısa başvuru sürelerini ve Anayasa Mahkemesi’nin “başvuru yollarının tüketilmesi” ilkesine ilişkin katı içtihadını göz önünde bulundurarak hareket etmesi, sürecin başarıyla yönetilmesi için esastır. Bir yazı önerisi.

Tuzla Geri Gönderme Merkezi : Tuzla Avukat Desteği Neden Gerekli?

Tuzla Geri Gönderme Merkezi’nde tutulan yabancılar açısından hukuki süreçlerin etkin şekilde yürütülmesi, hem kısa süreli başvuru sürelerinin kaçırılmaması hem de doğru mercilere doğru usulle başvurulması bakımından kritik öneme sahiptir.

Bu noktada Tuzla’da görev yapan ve yabancılar hukuku alanında uzmanlaşmış bir avukatın desteği ciddi avantajlar sağlar:

Coğrafi Yakınlık Avantajı: Geri Gönderme Merkezi’nin Tuzla’da bulunması, avukatın merkeze hızlıca ulaşabilmesine, müvekkiliyle yüz yüze görüşerek gerekli belgeleri zamanında temin edebilmesine imkân tanır. Bu da özellikle 7 günlük dava açma süresi gibi hak düşürücü sürelerin güvenli şekilde kullanılmasını sağlar.

Yerel Tecrübe: Tuzla’daki mahkemelerde (İdare Mahkemesi, Sulh Ceza Hâkimliği) yürüyen dosyalarda daha önce deneyim sahibi olan bir avukat, hem yerel uygulamaları hem de hâkimliklerin içtihat eğilimlerini bilmesi sayesinde daha stratejik savunma yapabilir.

Hızlı Müdahale İmkânı: İdari gözetim kararının kaldırılması için Sulh Ceza Hâkimliği’ne yapılacak başvurularda, avukatın merkeze yakın olması dilekçelerin hazırlanması, duruşma günlerinde takip ve acil gelişmelere müdahalede büyük kolaylık sağlar.

Anayasa Mahkemesi’ne Başvuru Hazırlığı: Başvuru yollarının tüketilmesi ilkesine dikkat edilmesi gerektiğinden, uzman bir avukat hem idari hem adli yargı süreçlerini eşgüdümlü şekilde yürüterek bireysel başvuru yolunun açık kalmasını sağlar.

Sonuç olarak, Tuzla Geri Gönderme Merkezi’nde idari gözetim altında tutulan yabancılar için, Tuzla’da yerleşik ve yabancılar hukuku alanında uzman bir avukatla çalışmak, ayrıca İstanbul Pendik avukat, Kartal avukat, Maltepe avukat, Gebze avukat, Orhanlı avukat, Tepeören avukat, Darıca avukat, Bayramoğlu avukat veya Çayırova avukat bölgelerinde hem zaman yönetimi hem de hukuki strateji bakımından büyük avantaj sağlamaktadır. Bu destek, sınır dışı edilme riskinin azaltılması ve kişi hürriyeti ile güvenliği hakkının korunması açısından hayati önem taşır.

Read More