Kültür varlığı, tarihi veya SİT alanındaki yapılarda riskli yapı tespiti nasıl yapılır? 2863 sayılı Kanun kapsamındaki yapılarda malik talebi ve koruma kurulu süreci.

Kentsel dönüşüm sürecinde özel bir başlık, kültür varlığı niteliğindeki tarihi yapılar ve SİT alanındaki taşınmazlardır. Bu yapıların hem afet riski hem de kültürel koruma açısından değerlendirilmesi gerektiğinden, riskli yapı tespiti standart yapılardan farklı, özel bir usule tabidir. Bu yazıda kültür varlığı kapsamındaki yapılarda riskli yapı tespitinin nasıl yapıldığını ele alıyoruz.

Kültür Varlığı Yapılar Kapsam Dışı Değildir

Öncelikle bir yanlış anlamayı gidermek gerekir: Tarihi veya kültür varlığı niteliğindeki yapılar, riskli yapı tespitinin tamamen dışında değildir; ancak özel bir usule tabidir. 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında olan yapıların riskli yapı tespiti, yapı maliklerinin talebine istinaden yapılır (Uygulama Yönetmeliği m. 7/8). Yani bu yapılarda tespit, standart yapılardaki gibi resen yürütülen bir süreçten ziyade, malikin talebine bağlı olarak başlar.

Tespit Sonrası Koruma Kuruluna Bildirim

Kültür varlığı yapılarda tespitin kesinleşmesi, sürecin sonu değil; özel bir aşamanın başlangıcıdır. Riskli yapı tespitinin kesinleşmesinden sonra durum ilgili kültür varlıklarını koruma bölge kuruluna bildirilir ve bu kurulun alacağı karara göre uygulama yapılır (Uygulama Yönetmeliği m. 7/8). Dolayısıyla bu yapılarda, riskli yapı tespiti kesinleşse bile, yıkım veya başka bir uygulama doğrudan yapılmaz; öncelikle koruma bölge kurulunun kararı alınır.

Koruma Kurulunun Rolü

Koruma bölge kurulu, yapının kültürel ve tarihi değeri ile afet riski arasındaki dengeyi gözeterek karar verir. Kurul, yapının korunması, güçlendirilmesi veya gerekli görülürse belirli koşullarla dönüştürülmesi yönünde değerlendirme yapabilir. Bu nedenle kültür varlığı yapılarda dönüşüm, hem 6306 sayılı Kanun hem de 2863 sayılı Kanun hükümlerinin birlikte değerlendirilmesini gerektiren çift katmanlı bir süreçtir. Sürecin genel çerçevesi için kentsel dönüşüm sürecinin tüm aşamaları ve tespit kesinleştikten sonraki karar aşaması için kentsel dönüşümde salt çoğunluğun nasıl hesaplandığı yazıları incelenebilir.

Bu Yapılarda Neden Özel Dikkat Gerekir?

Tarihi ve kültür varlığı yapılarda, afet güvenliği ile kültürel mirasın korunması arasında bir denge gözetilir. Yanlış bir uygulama, hem yapının kültürel değerinin kaybına hem de koruma mevzuatına aykırılık nedeniyle idari ve cezai sorumluluğa yol açabilir. Bu nedenle malikin, sürecin başından itibaren hem 6306 hem de 2863 sayılı Kanun bakımından doğru yönlendirilmesi önemlidir. Mevzuatın güncel metni için Mevzuat Bilgi Sistemi ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı kaynakları takip edilebilir.

Sık Sorulan Sorular (SSS)

Tarihi/kültür varlığı yapılarda riskli yapı tespiti yapılır mı? Evet, ancak özel usulle. 2863 sayılı Kanun kapsamındaki yapıların tespiti, yapı maliklerinin talebine istinaden yapılır (Uygulama Yönetmeliği m. 7/8).

Tespit kesinleşince doğrudan yıkılır mı? Hayır. Tespitin kesinleşmesinden sonra durum koruma bölge kuruluna bildirilir ve uygulama, kurulun kararına göre yapılır (Uygulama Yönetmeliği m. 7/8).

Koruma kurulu ne karar verir? Kurul, yapının kültürel değeri ile afet riskini birlikte gözeterek korunma, güçlendirme veya koşullu dönüşüm yönünde karar verebilir.

Hangi kanunlar birlikte uygulanır? Bu yapılarda 6306 sayılı Kanun ile 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu birlikte değerlendirilir.

Neden Uzman Avukat Desteği Gereklidir?

Kültür varlığı ve SİT alanındaki yapılarda dönüşüm, iki ayrı mevzuat rejiminin kesişiminde yürüdüğünden, her aşamada doğru kurumla ve doğru usulle hareket edilmesi gerekir. Koruma kurulu sürecinin atlanması veya yanlış yönetilmesi, hem hak kayıplarına hem de idari yaptırımlara yol açabilir. Kentsel dönüşüm; idare hukuku, gayrimenkul hukuku ve sözleşme hukukunun kesiştiği, tek bir usul hatasının dahi büyük hak kayıplarına yol açabildiği çok katmanlı bir süreçtir. Bu nedenle kültür varlığı yapılarda sürecin alanında uzman bir avukatla yürütülmesi büyük önem taşır.

2M Hukuk Avukatlık Bürosu (Av. Meryem Günay) olarak Türkiye genelinde ve kentsel dönüşümün en yoğun yaşandığı İstanbul başta olmak üzere; İstanbul’un öncelikli dönüşüm ilçeleri Tuzla, Pendik, Kartal, Maltepe, Ümraniye, Ataşehir, Kadıköy, Sancaktepe ve Küçükçekmece ile Kocaeli’nin Gebze ve Darıca bölgelerinde hizmet veriyoruz. İstanbul kentsel dönüşüm avukatı ve Tuzla kentsel dönüşüm avukatı olarak riskli yapı tespiti ve itiraz süreçlerinde hak sahiplerine hukuki destek sunuyoruz.