Riskli yapı tespitine itirazda hangi gerekçeler ileri sürülebilir? Raporun eksikliği, örnek alımı, tebligat usulü ve esaslara aykırılık gibi başlıca itiraz nedenleri.

Riskli yapı tespitine itirazın başarısı, büyük ölçüde itiraz dilekçesinde ileri sürülen gerekçelerin gücüne bağlıdır. Teknik heyet, raporu bütün unsurlarıyla incelediğinden, somut ve teknik dayanaklarla desteklenen itirazlar daha etkili olur. Bu yazıda riskli yapı tespitine itirazda hangi gerekçelerin ileri sürülebileceğini, teknik ve usule ilişkin başlıklar altında ele alıyoruz.

Teknik Heyet İncelemesinin Kapsamı

Önce şunu hatırlamak gerekir: Teknik heyet, itiraz dilekçesinde gösterilen sebeple bağlı olmaksızın, riskli yapı tespit raporunun teknik yönden bütün unsurları ile Riskli Yapıların Tespit Edilmesine İlişkin Esaslara uygun olarak hazırlanıp hazırlanmadığını inceler (Uygulama Yönetmeliği m. 10). Bu nedenle itiraz dilekçesinde raporun teknik ve usule ilişkin zaaflarını mümkün olduğunca somut biçimde ortaya koymak, heyetin dikkatini ilgili noktalara çekmek bakımından faydalıdır.

Rapora İlişkin Teknik Gerekçeler

İtirazların önemli bir bölümü, raporun teknik içeriğine yöneliktir. Başlıca teknik gerekçeler arasında; raporun eksik veya hatalı düzenlenmiş olması, gerekli analiz ve hesapların tam yapılmaması, yapıdan alınan örneklerin (karot vb.) usulüne uygun ya da doğru yerlerden alınmamış olması, taşıyıcı sisteme ilişkin değerlendirmelerin yetersiz olması ve raporun Ek-2’deki Esaslara uygun hazırlanmaması sayılabilir. Bu tür teknik itirazların, mümkünse bir inşaat mühendisi mütalaası veya teknik rapor ile desteklenmesi, itirazın gücünü artırır.

Usule İlişkin Gerekçeler

Teknik gerekçelerin yanında usule ilişkin sakatlıklar da itiraz konusu yapılabilir. Bu kapsamda; tespiti yapan kuruluşun veya görevli mühendisin gerekli yetki ve şartları taşımaması, tebligat ve ilan usulüne uyulmaması, raporda zorunlu bilgilerin (UAVT adresi, bina kodu) eksik olması gibi hususlar ileri sürülebilir (Uygulama Yönetmeliği m. 6 ve 7). Lisans veya yetki eksikliği ya da tebligat usulündeki bir hata, raporun hukuka uygunluğunu sorgulamak için önemli bir dayanak oluşturabilir.

Yapının Riskli Olmadığına İlişkin Gerekçeler

Bazı itirazlar doğrudan sonuca yöneliktir; yani yapının aslında riskli olmadığı ileri sürülür. Bu kapsamda yapının depreme karşı yeterli dayanıklılığa sahip olduğu, ekonomik ömrünü tamamlamadığı veya gerekli bakım ve güçlendirmelerin yapıldığı gibi iddialar gündeme getirilebilir. Ancak bu tür iddiaların da teknik verilerle desteklenmesi gerekir; çünkü riskli yapı tespiti ilmî ve teknik verilere dayanan bir işlemdir (6306 sayılı Kanun m. 2/1-d). Sürecin bütünü için kentsel dönüşüm sürecinin genel çerçevesi ve tespit kesinleştikten sonraki aşama için kentsel dönüşümde salt çoğunluğun nasıl hesaplandığı yazıları incelenebilir. Mevzuatın güncel metni için Mevzuat Bilgi Sistemi takip edilmelidir.

Sık Sorulan Sorular (SSS)

Riskli yapı itirazında hangi gerekçeler ileri sürülebilir? Raporun eksik/hatalı olması, örnek alımı ve analizlerdeki kusurlar, tebligat ve yetki gibi usul hataları ile yapının riskli olmadığına ilişkin teknik iddialar başlıca gerekçelerdir (Uygulama Yönetmeliği m. 6, 7 ve 10).

İtiraz dilekçesi teknik raporla desteklenmeli mi? Zorunlu olmamakla birlikte, bir inşaat mühendisi mütalaası veya teknik rapor itirazın gücünü ve heyetin yerinde inceleme ihtimalini artırabilir.

Tebligat hatası itiraz sebebi olur mu? Evet. Tebligat ve ilan usulüne uyulmaması gibi usule ilişkin sakatlıklar itiraz gerekçesi yapılabilir (Uygulama Yönetmeliği m. 7).

Yapının sağlam olduğunu iddia edebilir miyim? Evet; ancak bu iddianın da ilmî ve teknik verilerle desteklenmesi gerekir (6306 sayılı Kanun m. 2/1-d).

Neden Uzman Avukat Desteği Gereklidir?

İtiraz gerekçelerinin doğru seçilmesi ve somut teknik dayanaklarla güçlendirilmesi, itirazın başarı şansını doğrudan etkiler. Dağınık veya soyut gerekçeler içeren bir dilekçe, teknik heyet nezdinde etkili olmayabilir; ayrıca itiraz reddedildiğinde açılacak davanın temelini de bu gerekçeler oluşturur. Kentsel dönüşüm; idare hukuku, gayrimenkul hukuku ve sözleşme hukukunun kesiştiği, tek bir usul hatasının dahi büyük hak kayıplarına yol açabildiği çok katmanlı bir süreçtir. Bu nedenle itiraz gerekçelerinin alanında uzman bir avukatla kurgulanması büyük önem taşır.

2M Hukuk Avukatlık Bürosu (Av. Meryem Günay) olarak Türkiye genelinde ve kentsel dönüşümün en yoğun yaşandığı İstanbul başta olmak üzere; İstanbul’un öncelikli dönüşüm ilçeleri Tuzla, Pendik, Kartal, Maltepe, Ümraniye, Ataşehir, Kadıköy, Sancaktepe ve Küçükçekmece ile Kocaeli’nin Gebze ve Darıca bölgelerinde hizmet veriyoruz. İstanbul kentsel dönüşüm avukatı ve Tuzla kentsel dönüşüm avukatı olarak riskli yapı tespiti ve itiraz süreçlerinde hak sahiplerine hukuki destek sunuyoruz.